Washington ve Riyad ilişkisi sorgulanıyor

Suudi Arabistan’ın bölgede tansiyonu yükselten hamleleri ABD kamuoyunda Washington’a mesaj olarak yorumlandı. New York Times ve Reuters’ta yer alan makaleler Riyad-Washington beraberliğini eleştirirken, düşünce kuruluşları ise ittifakın vazgeçilmez olduğunu öne sürdü.

Washington ve Riyad ilişkisi sorgulanıyor
06 Ocak 2016 Çarşamba 15:00

Dış Haberler Servisi

S.Arabistan’ın Şeyh Nimr’i idam etmesi ve İran’la tüm ilişkileri askıya alması ABD kamuoyunda Washington ve Riyad ilişkilerine dair tartışmaları tetikledi.
New York Times gazetesinin deneyimli isimlerinden David Sagner, ABD ve Suudi Arabistan arasında petrolden başka çok az ortak nokta olduğunu dile getirerek, ABD’nin petrol üretiminin artması ve Suudi Arabistan liderliğinin bölünmüş görüntüsünden sonra iki ülkenin 1930’lardaki gibi birbirine bağlı olmadığının altını çizdi. Sagner iki ülkenin farklı ilgi alanları ve beklentileri olduğunu Arap Baharı, Yemen, Nükleer Anlaşma gibi örneklerle okuyucuya duyurdu.
Reuters haber ajansına yazan Ulusal Amerika İran Konseyi Başkanı Trita Parsi de “ Son zamanlardaki jeopolitik trend Suudi Arabistan’ın çıkarları ile ters yönde seyrediyor. İran’ın yükselişi ve Washington’ın Tahran ile müzakerelereleri Riyad’ı panikletti. Şeyh Mimr’in idamı açıkça provokasyondur. Suudi Arabistan bu yolla dengeyi değiştirmek için savaşı bile tetikleyebilir” satırlarına yer verdiği yazısında Obama yönetimine “ ABD bu provokasyona düşecek mi” diye sordu.

ABD, KÖRFEZ’E LİDERLİK YAPAMADI
New York Times ve Reuters’da yayımlananan yazıların tersi görüş ise Washington Institute’un “Riyad’ın mesajı Tahran’a olduğu kadar Washington’a” isimli makalesi ile geldi. ABD merkezli düşünce kuruluşuna yazan Patric Clawson ABD’nin İran’ın balistik füze denemelerine rağmen yaptırımları hayata geçirmemesini ve Tahran yönetimi ile süren yüksek profilli diyaloğu eleştirerek, Körfez ülkelerinin Washington rotasından çıkabileceğini ve yapılması gerekenleri şu ifadelerle dile getirdi :
“Eğer Washington Riyad’ın kendisini izlemesini istiyorsa ona daha iyi alternatifler sunmalı. Bunun anlamı İran’a karşı açık tutum almaktır. BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 numaralı kararının tartışılması önemli bir test olacaktır. Kasım ayının ortasında Suriye tartışmaları sürerken Kerry’nin Esad’ın gitmesi talebinden dönmesi Suudi Arabistan’ın şüphelerini tetiklemişti. Suriye muhalefetine şimdi verilecek destek ve ne zaman gideceği belli olmayan rejimin sözlerini reddetmek Körfez monarşilerine Washington’un İran’ın karşısında durduğu söyler. Aksi halde, ABD, Suudi Arabistan’a Şeyh Nimr’in idamıyla ilgili baskı yaparken İran’ın provokasyonlarına kısık sesle karşı çıkarsa bu Riyad’ın korkularını güçlendirir ve Washington, Tahran’ın potansiyel müttefiki olarak görülür. Bu durum tıpkı Yemen’de olduğu gibi Suudilerin beklenmedik davranışlarına yol açar. Diğer bir deyişle durumu istikrarlı hale getirmek için Obama yönetimi İran yayılmacılığına karşı bölgesel liderliğini göstermelidir. Bu olmazsa Körfez Monarşileri kendilerine yardımcı olmayan ABD ile yollarını ayıracaktır”
Konuyu benzer şekilde yorumlayan Suudi analist Saeed al Vahabi de diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ve idamların ABD’ye mesaj olduğunu vurguladı.
ABD merkezli Politico haber sitesi ise İran ve P5+1 ülkeleri arasında varılan Nükleer Anlaşma’nın Suudi Arabistan için kırılma noktası olduğunu, Riyad yönetiminde Washington’a şüpheyle bakan eğilimin güçlendiğini belirtti. Site haberin devamında, ABD’nin, resmi anlamda diplomatik ilişkisi olmayan İran’a ve vazgeçilmez müttefiki Suudi Arabistan’a eşit mesafede yaklaşmasının kamuoyunda eleştirildiğini iddia etti.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.