TSK ve Suriye ordusu ortak operasyon yapsın

Türkiye’nin iç güvenliğinin, Suriye ile işbirliği yapmasından geçtiğini belirten Abu Abdullah, Suriye’deki 250 ABD özel kuvvet mensubunun PKK’ya da destek verdiğini söyledi

TSK ve Suriye ordusu ortak operasyon yapsın
18 Mayıs 2016 Çarşamba 11:34

Mehmet Kıvanç
[email protected]

Suriye’nin dış politikasını anlamada kilit rolü olan Şam Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Besam Abu Abdullah Aydınlık gazetesine özel açıklamalar yaptı. PKK’nın Türkiye’de uyguladığı eylem biçimin aynısın diğer terör grupları tarafından Suriye’de uygulandığına dikkat çeken Abdullah, bunlara karşı ortak hareket etmenin önemine değindi. “ABD kendi çıkarlarına göre tercih yapar” diyen Abdullah, Ankara - Şam diyaloğu olmadan bölgede terör dahil hiç bir sorunun çözülemeyeceğini ifade etti.
Şam Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Besam Abu Abdullah, gazetemizin Şam bürosunda sorularımızı yanıtladı. Abdullah, 27 Şubat’taki ateşkesin Halep’teki çatışmalarla çökme sürecine girmesinin El Kaide’ye bağlı Nusra Cephesi’nin ABD tarafından desteklenmesi olduğunu söyledi. Abdullah’ın Aydınlık’a şöyle konuştu:

HALEP’TEN SONRA ATEŞKES BOZULDU
“Rusya ve ABD arasında uzlaşıya varılıp BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan ateşkes antlaşmasında IŞİD ve Nusra örgütleri terör listesinde yer aldılar. Fakat uygulama sırasında ABD’nin kurallara uymadığı Ruslar tarafından belirtildi, birinci nokta bu. İkinci önemli nokta Palmira’da IŞİD’in hezimete uğratılmasının ardından Halep’te uyarı yapılmadan ateşkes antlaşmasını ihlal edildi. Nusra Cephesi’nin büyük miktarda son model silahları kullanarak önce El Ayis Tepesi’ni ardından Han Tuman, sonrasında Halep şehrindeki sivil yerleşimleri, hastaneleri okulları hedef alıp harekete geçtiğini gördük. Tabi ki sergilenen bu tutum ateşkes anlaşmasını mutlak suretle ihlal ettiklerini gösteriyor. Bu anlaşma Ruslar tarafından tekrar yürürlüğe konulmak istendi. Fakat girişimler başarısızlıkla sonuçlandı. El Kaide elemanlarından oluşturan IŞİD, Nusra ve benzeri terör gruplarına karşı savaşmaya devam ediyoruz. Rusya’nın Halep kırsalındaki Ahraru Şam ve İslam Ordusu gibi terör örgütlerini terör listesine sokma uğraşları başarısızlıkla sonuçlandı.
Türkiye tarafından konuya bakmak gerekirse ABD Türkiye’ye karşı politikalarında yanıltıcı oyunlar kullanıyor. ABD’nin Kürtlere, PYD’ye verdiği destek herkes tarafından görülüyor. Obama’nın gönderdiği 250 ABD askerinin amacı sadece IŞİD’e karşı savaşmak değildir. Burada amaç; Türkiye’nin güneydoğu bölgesinde PYD ve PKK’ya destek verecek şekilde üsler kurmaktır. TSK’ya karşı gerçekleştirilen terör eylemlerinin biçimi, kullandıkları silahlar, binalara attıkları pusular, patlattıkları araçlar, kullandıkları mayınlar, IŞİD’in Suriye’de kullandığı eylem biçimlerinin aynısıdır. Bunun sonucunda kötü niyetin sadece Suriye’yi ilgilendirmediği aynı zamanda Türkiye’yi bölme çalışmalarının sürdürüldüğünün işaretidir.
Benim düşünceme göre siyasi ayrılıkları olsa bile bu olay birçok lider tarafından fark edildi. Bazı Kürt tarafları, hepsini kapsamak yanlış olur, bu küçük grup; ABD çıkarları doğrultusunda Suriye ve Türkiye’deki bölgede yaşayan halkın geleceğiyle oynayarak her iki ülkeyi bölme, toprak talep etme projesini gündeme getiriyor.
Benim görüşüm, TSK’nın kullanılan ABD silah türlerini keşfetmesiyle ve Suriye’nin kuzey eksenindeki üslerin sahiplenilmesi ve PKK’ya silah desteği yapılması sonucunda, TSK saflarında kayıpların artmasına, yani şehit sayısının son zamanlarda büyük sayılarla yükselmesine neden olduğunu fark etti.
Operasyon biçiminin değişmesi ki biz burada pusulu araçlardan söz etmekteyiz. Polis merkezlerini ve güvenli bölgeleri hedef almalarından bahsediyoruz. Türk devletinin kurumlarından bahsediyoruz. Ve bu yöntemlerin aynısı Suriye’de kullanıldı. Polis merkezleri hedef alındı, sonrasında ordu, ondan sonra güvenlik birimleri. Bu olayların ana hedefi devlet kurumlarını birbirinden koparıp, ortalığı karıştırıp planın ikinci aşamasına geçmektir.
Bunun için benim burada açık olmam gerekiyor. Bu noktada şu anki Türk Hükümeti dış siyasetinde bir çıkmazla karşı karşıya kaldı. Türk gazetelerinden okuduğum haberlerde Türkiye’nin dış siyasetinde gerçek sorunlarla karşı karşıya olduğunu anlıyorum. Kullanılan dış siyaset biçimini değiştirmek bunu yapmak için de gereken tüm bedelleri göze almak... Suriye gereken bedelleri fazlasıyla ödenmiştir.
Özetlediğimiz bu fikir demeti bazı Türk liderleri tarafından çok geç anlaşıldı. Son zamanlarda Türkiye Cumhurbaşkanı, ABD’nin seçim yapması gerektiğini (PYD ile Türkiye arasında seçimini yapması kastediliyor) söylemişti. Fakat hepimiz biliyoruz ki ABD kendi çıkarları doğrultusunda seçimini yapacaktır. Onun için ben bazıları da bunu beğenmese de Şam ile Ankara arasındaki ilişki kanallarını açma çağrısında bulunan kişilerden bir tanesiyim. Bu işte Türkiye’nin Suriye’den daha fazla çıkarı vardır. Suriye bunun bedelini fazlasıyla ödedi. Ve bu kanallar açılmaz ise bölgede ne Kürt sorunu çözülür ne de bir başka sorun.

‘İZİNSİZ GİRİŞİ SALDIRI KABUL EDERİZ’
Türkiye’nin bu terör gruplarına destek vermeye devam etmesi Türkiye’nin çıkarına olmayacaktır. Çünkü bu terör grupları başka güçler tarafından kolaylıkla kullanılabilir. Türkiye Suriye sınırındaki güvenliği sağlayacak tek güç ise Suriye Ordusu’dur. Bu güç, Türk sınırına bu güvenliği sağlar. 1998 ve sonrasında olduğu gibi iki ülkenin orduları arasında yapılacak ortak çalışma sonucunda sınırda güvenliği kolay bir şekilde sağlayabilirler.
Türkiye’nin ulus güvenliğini tehdit eden ana faktör yasadışı terör örgütlerine destek olmasıdır. Ve bu gruplar her ne kadar destek görüp istihbarat birimleri tarafından yönetiliyor olsa da tehlikeyi sezdikleri anda sahiplerine karşı saldırıya geçer. Afganistan’daki El Kaide olayı ve buna benzer tecrübeleri yaşayan bütün halklarda gördüğümüz gibi.
Bunun için tek çözüm Şam ile Ankara arasındaki ilişki kanallarının bir an önce açılması Suriye’de ve bölgede gelişen olaylara farklı yakınlaşmalarda bulunulması gerekiyor.
Suriye hükümetinin izni olmadan Türkiye tarafından Suriye topraklarına yapılacak herhangi bir askeri girişim saldırı olarak görülecektir. Türk Ordusu da olsa ABD Ordusu da olsa Suudi Arabistan Ordusu da olsa bu bir saldırı niteliği taşımaktadır.

‘SINIR GÜVENLİĞİNİ BERABER SAĞLAYABİLİRİZ’
Türkiye devletinin TSK’yı ABD tarafından yönetilen terör gruplarının bataklığa sokmasında hiçbir kazancı olmayacaktır. Çünkü Türk sınırında Suriye devleti haricinde hiç bir taraf güvenliğini temin edemez. Türk devletinin terör gruplarıyla ortak çalışması Afganistan’da gelişen olaylara benzeyen bir sonuca kavuşacağı açıktır. Bunun için Türk Hükümeti Suriye Hükümeti ile resmi kurumlarıyla irtibata girerek iki orduyu ortak operasyonlara sokabilir. Pakistan, önce Kaide’ye destek çıkmıştı bunun sonucunda Kaide Pakistan içindeki bölgeleri hedef almaya başladı.
Türkiye Hükümeti Suriye kuzeyinde nüfuz sağlayacağını düşünüyorsa onun hatalı olduğunu belirtmek isterim. Bu şekilde nüfuz sahibi olunamaz. İki ülke arasındaki ilişkiler hükümet kurumları aracılığıyla gerçekleşir. Terör gruplarıyla gerçekleşemez. Son dönemlerde Suriye ortamında dolaşan mafya örgütleri katiller ve cinayet şebekeleri ortalığı bulandırdığını hepimiz görmekteyiz. Türk hükümeti bunlarla anlaşarak bu kargaşayı kendi ülkesine transfer etmekten başka bir getiri sağlamayacaktır. Fakat Türk Hükümeti Suriye Hükümeti’nin kurumlarıyla direkt olarak irtibat kurduğunda terörle ortak iş yapmadığını gösterecek bölgede güvenliği ve son olarak Suriye Ordusu’nun ilerlemesini kolaylaştırmış olacaktır. Sonuç olarak burada kimin üstünlük sağladığı veya kim kimi yendiği önemli değildir. Önemli olan Türk ulus güvenliğini tehdit eden etkenler olunca o etkenleri bir an önce ortan kaldırmaktır. Diğer amaçların tamamı bu süreçte son damlasına kadar yok oldu.”   

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.