Popülizmin karanlık yüzü: Donald Trump

ABD’de 2016 başkanlık seçimleri öncesi, Cumhuriyetçi Parti’nin başkan aday adayları arasındaki yarış tüm hızıyla sürüyor.

Popülizmin karanlık yüzü: Donald Trump
02 Şubat 2016 Salı 14:04

Vefik Mehmet Aksu
[email protected]

ABD’de 2016 başkanlık seçimleri öncesi, Cumhuriyetçi Parti’nin başkan aday adayları arasındaki yarış tüm hızıyla sürüyor. Ancak popülist politikalarla toplumu “bizler” ve “ötekiler” diye kutuplaştıran, Amerikalıların derinlerde saklanmış korku ve öfkeleri ile çıkarlarına hitap etmeyi iyi bilen bir politikacı yarışı önde götürüyor.
İş adamı ve eski TV yıldızı Donald Trump, son anketlere göre Cumhuriyetçi Parti seçmeninin, %41 oyla gözdesi konumunda. Trump’ın bu başarısı, cumhuriyetçi seçmenin nabzını çok iyi tutabilmesi ile doğru orantılı.

‘BEYAZ’ SEÇMEN KORKU VE ÖFKE KISKACINDA
Cumhuriyetçi Parti seçmen kitlesinin en belirgin iki özelliğinden biri, Beyaz Amerikalıların bu topluluğun büyük kısmını oluşturuyor olması. Öyle ki, 2012 başkanlık seçimlerinde, Cumhuriyetçi Parti’nin temsilcisi olarak katılan Mitt Romney, “Beyaz Amerikalıların” %59’unun oyunu alırken, aynı seçimde Barrack Obama “beyazların” sade %39’unun oyunu alabilmiştir. Kısacası son seçimlerde, ABD nüfusunun %72’sini oluşturan “Beyaz Amerikalıların” büyük kısmı, Cumhuriyetçi Parti’ye oy vermiştir.
Cumhuriyetçi Parti seçmen kitlesinin bir diğer, belirgin özelliği ise ağırlıklı olarak Hıristiyanlardan oluşmasıdır. Amerikan merkezli ünlü düşünce kuruluşu Pew Research Center’ın araştırmasına göre, Cumhuriyetçi Parti’ye oy verenlerin %82’si, yine bu partiye oy veren Beyaz Amerikalıların ise %84’ü, kendilerini Hıristiyan olarak tanımlamaktadır. Demokrat seçmenin ise sadece %63’ü Hıristiyan olduğunu söylerken, hem Beyaz Amerikalı olan hem de Demokrat Parti’ye oy veren seçmenin sadece %57’si kendisini Hıristiyan olarak görmektedir.
Görüldüğü üzere Donald Trump’ın liderlik için oy istediği seçmen kitlesi,”beyaz” ve “Hıristiyan” bireylerin ana gövdesini oluşturduğu bir taraftar topluluğudur. Doğal olarak da popülist siyasetçinin seçim vaatleri bu topluluğun “korku”, “öfke” ve “çıkarlarına” uygun şekilde verilmektedir.

SANSASYONEL VAATLER: EŞ-DOST KAPİTALİZMİ
Cumhuriyetçi Parti’nin başkanlığına aday olan Donald Trump’ın kuşkusuzdur ki en sansasyonel seçim vaatlerinden biri, göçmenlerin sınır dışı edilmesidir. Sayıları 11 milyon kadar olduğu düşünülen ve çoğunluğu Meksikalılar olmak üzere Hispaniklerden oluşan, ancak çalışma izinlerinde sorun olan göçmenleri sınır dışı etmek, pek olası görülmemektedir. Ancak, ABD’nin son yıllardaki ekonomik durgunluğundan dolayı, eskisi kadar çok iş fırsatı yakalayamayan ve mevcut olan iş fırsatlarını da az maaşlara çalışan bu göçmenlere kaptıran Beyaz Amerikalılara, Trump’ın vaatleri oldukça çekici gelmektedir.
Müslümanlar da, Trump’ın uçuk söylevlerinden paylarını almaktadır. IŞİD, El-Kaide gibi terör örgütlerinin etkisiyle Batı toplulukları arasında son derece artmış İslam korkusunu kullanan Trump, Müslümanları ABD’ye sokmamayı vaat ederek, çoğunluğu muhafazakar Hıristiyanlardan oluşan cumhuriyetçilerin, bir kısmını etkilemekte ve bu sayede oylarını arttırmaktadır.
Diğer taraftan tipik bir popülist lider olarak Wall Street’i eleştiren Trump, “elitlerin” karşısında halkı koruyan bir lider edasıyla, işçi sınıfının çektiği zorluklardan sık sık dem vurmakta ve bu sayede özellikle mavi yakalı beyazların kendisine yönelik sempatisini kazanmaktadır. Aynı zamanda küçük ve orta ölçekli yatırımcıları tatmin etmek istercesine serbest piyasa ekonomisi odaklı politikaları eleştirmekte; Çin mallarına yüksek gümrük koymayı vaat etmekte ve eş-dost kapitalizmini savunmaktadır. Bu söylemler de, ekonomik çalkantılardan dolayı endişeli olan orta sınıf beyazlara umut vermektedir.
Netice itibarı ile din ve ırk kesişiminde yer alan bir grubun sözde çıkarlarına hitap eden ve “diğerlerini” ötekileştiren Trump, Cumhuriyetçi Parti’nin başkanlığına en yakın aday olarak görülmektedir. Her ne kadar ABD başkanlığı için yeterli oy alamayacağı söylense de, toplumu din ve etnik köken temelinde “bizler” ve “ötekiler” diye bölen, son derece tehlikeli fikirlere sahip bir siyasetçinin kamuoyunda bu denli geniş desteğe sahip olması ABD demokrasinin içine düştüğü çıkmazı gösteren kuvvetli bir örnektir.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.