Kremlin perdesinin arkasında

Rusya’nın uluslararası arenada güçlü bir aktör olarak sahneye çıkması gözlerin Vladimir Putin’e çevrilmesine neden oldu. Aydınlık, 15 yıldır iktidarda olan Rusya Devlet Başkanı ve ülkenin geçirdiği dönüşümü mercek altına aldı

Kremlin perdesinin arkasında
24 Haziran 2016 Cuma 09:57

Efe Tanay
Son zamanlarda Rusya, dış politikada olağandışı bir şekilde etkinliğini sergiliyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından belki de ilk kez Rusya, uluslararası süreçlerde sadece formalite icabı yer alarak değil aynı zamanda kendi prensipleriyle ve bazen oldukça inatçı tavrıyla önemli aktör haline geliyor. Ukrayna konusundaki tutumu, Kırım’ın iltihakı, Avrupa ile karşılıklı ambargolar, Suriye sorunu, IŞİD’e karşı aktif mücadele girişimi; bunlar sadece genel bir deyimle Rusya’nın son yıllardaki dış politikasının gündemi.
Böyle bir aktifleşmeye belki de hemen anlam verilemiyor, bazen şaşkınlık uyandırıyor ancak dış politika, ülke içinde devam eden süreçlere nazaran her zaman ikinci plandadır. Rusya şimdi kendi hayatının yeni politik aşamasının eşiğinde. Eylül’de ülkede, devletin şeklini ve önümüzdeki birkaç yıl için davranışını belirleyecek parlamento seçimleri yapılacak. Daha önce 2011 yılında yapılan parlamento seçimleri ve 2012’de yapılan Devlet Başkanlığı seçimleri, Rusya’nın siyası hayatında etkili olan elitlerin çatışmasına neden olmuştu.

VERİMLİ ZEMİN
Birçoğu Rusya’nın siyasi gündeminin daha yumuşak ve liberal yöne kaymasını Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’e (2008’de seçilen) bağlıyordu. Dmitri Medvedev, bilişim teknolojilerinin gelişmesine ilgi gösteriyordu, sosyal ağ sitelerini aktif bir şekilde kullanıyordu ve hükümet ile toplum arasındaki geleneksel olan iletişimin çerçevesinin dışına çıkmaya çalışıyordu. Dmitri Medvedev’in çabaları boşa gitti denemez ancak zaman gösterdi ki onun dönüşümleri daha çok başlangıç ve yüzeysel boyuttaydı ve Vladimir Putin’in tekrar Devlet Başkanlığa dönmesiyle yapmaya başladığı gerçekçi ve köklü reformlar için verimli zemin hazırladı.
2000’lerin Putin’i ile 2010’un Putin’i iki farklı insan olduğu söylenemez ama kesinlikle iki farklı politikacıdır. İlk defa Devlet Başkanlığına adım atan ve devam edilen yaklaşık 10 yılda Putin’in davranışı ve stratejisi birçok anlamıyla 90’lardan çıkan Rusya’nın durumu ile önceden belirlenmişti. O dönemde tam anlamıyla Devlet Başkanı’nın görevi fiziki olarak devletin bütünlüğünü korumaktı ve politika da buna uygun olarak basit ve oldukça sertti. Muhalefetin uzun süre Devlet Başkanı’nı eleştirdikleri enerji kaynakları politikası da mecburi tedbirlerdendi. Petrol ve doğalgaz o dönemde kredi ve borçlar açığına batırılmış devletin çok muhtaç olduğu paraya çevrilecek tek kaynaktı.
Her şeye rağmen Putin’in ilk başta oluşan ‘sert politikacı’ imajı bilinçlere tam olarak yerleşmiş oldu. Çünkü siyasi hedefleri henüz anlaşılmamıştı. Putin’in bazı eylemleri şaşkınlık uyandırıyordu ve halen uyandırmaya devam ediyor. Sebebi ise sadece alışılagelmiş paradigmalara uymaması. Aslında “Putin’in şifresini” çözmek düşünüldüğünden daha kolay üstelik şifre diye bir şey yok. Çünkü Putin, 2012 seçimleri öncesi kaleme aldığı makalelerinde niyeti ve ileriye dönük çalışmaları hakkında bilgi veriyordu. Eğer Moskova’nın uluslararası partnerleri de bunlara ilgi gösterseydi belki de Rusya’da olanları daha kolay anlamalarına neden olurdu.

FARKLI NESİLLER
Putin’in devletin yönetiminde bulunduğu süre içinde tamamen farklı bir nesil ortaya çıktı. Rusya’da ‘istikrarlı ve güvenli yıllar’ olarak ifade edilen 2000’li yıllarda büyüyen gençler geleceğe doğru emin şekilde bakabiliyor, sadece pratik gündelik soruları değil aynı zamanda etraflarında olup bitenleri de merak ediyorlar ve kendi fikirlerini açıklamaktan da çekinmiyorlar. Putin’in üçüncü döneminin başında bu genç insanlar kendi fikirleri ve oy hakkı olan bağımsız bir birey haline geldiler. Bunlar için fikirlerini ifade edebilecekleri uygun ortam oluşturulması gerekiyordu. Diğer taraftan onlara karşı oldukça kemikleşmiş siyasal elit varlığını devam ettiriyordu. Bu insanlar belki de önlerine konulan net görevleri yerine getirmek için kötü değiller, fakat yeni şartlarda çalışmak için düşünme esnekliğinden yoksunlar. Bu arada Putin, birinci makalesinde ilk söylediği de buydu; büyük olasılıkla bu problem Devlet Başkanı tarafından çok iyi şekilde anlaşılmıştı.
Putin, Rusya elitlerinin eğilimlerinden birinin “durgunluğa yatkınlık, başkasından beklemek, rekabetsizlik ve yüksek yolsuzluk” olduğunu belirtti. Ve şunu kendisi de kabul etti ki bunların sebebi “siyasiler üzerinde zayıf kamu denetimi ve Rusya’da sivil toplumun gelişmemiş olmasıydı”. Yeni neslin bir şeyleri değiştirme arzusu tek başına durumu düzeltemezdi, ona doğru yön vermek gerekiyordu. Fakat bir şeyleri değiştirme arzusu yeni Rus neslin sıyrılan tek özelliği değildir. Bu onları bir önceki nesilden farklı kılıyor, ayrıca Rusları başkalarından farklı kılan şey de var. Bu milli sorunlara yaklaşımıdır. Rusya çok uluslu bir devlettir; 120 farklı dilde konuşan 160 millet yaşıyor. Bu uluslar, etnik özellikleri taşıdıklarının farkında olarak kendi benzersizliklerini koruyor. Ama hepsinde ulusal kimlik haricinde de daha üstün bir düzene sahip kimlikleri var, o da vatandaşlıktır. Diğer bir deyişle kendini Rusyalı algılamak Tatar, Evenki ya da Mordvin algılamaktan önce geliyor ama bunların yerine de geçmiyor.
Bu yüzden Rusya’da ulusal sorun konusunda yarası yok, farklı bölgelerdeki tüm problemler sivil ve yasal düzlemde değerlendiriliyor. Eğer ekonomik ve sosyal planda sorunlar beliriyorsa bunlar ulusal baskı olmayıp yürütme ve yasama organlarının işinin doğru yapmamasından kaynaklanmasıdır. Vladimir Putin buna dikkat çekerek bu politikayı adım adım uyguluyor. Tüm dünyada etnik ve mezhepsel ilişkilerin oldukça zora girdiği şartlarda daha da önemli hale geldi.
Daha aktif ve etkin çağdaş Rus nesillerin karakteristik özellikleri böyle, bu yüzden mantıki açıdan da yeni şartlarda Devlet Başkanı’nın politikası da eskisi gibi kalamazdı. Bu sebeple Vladimir Putin, yaklaşımını değiştirdi ya da her halükarda değiştirmek zorunda kaldı ve bunun için yeni bir ekip kurarak onların desteğiyle belli başlı reformlar gerçekleştiriyor.

DEĞİŞİM ZAMANI
Putin’in Devlet Başkanlığı’na geçmesiyle Rusya’nın siyasi sisteminin yönü, her kademesinin emirlere uyduğu, kolayca kontrol edildiği, olabildiğine sert ve bir üst yönetimi korumaya yönelik oluşturuldu. Siyasi istikrara ihtiyaç duyulduğu şartlarda sistem kendisini iyi gösterdi, ancak gelişmeye ihtiyaç duyulduğunda sistem hiç çalışmadı.
Maalesef 90’lı yıllarda seçimler Rusya’da vatandaşların gözünde meşruluğunu yitirmişti, farklı seçeneklere ihtiyaç duyuldu. Hükümet partisi Birleşik Rusya Partisi istikrarlı bir şekilde parlamentoda büyük çoğunluğunu elinde bulunduruyordu, fakat halkın nezdinde git gide hareket edemez Komünist partisi örneğine dönüşmüştü. İşte o zaman ön seçim mekanizması ortaya çıktı. Parti üyelerinin adayları belirleme görevi ortadan kalktı ve şimdi adaylar kamuoyunun temennisine göre belirleniyor. Şimdi Birleşik Rusya’nın ön seçim platformunda sadece parti üyeleri değil dışarıdan gelenler de yer alabiliyor, oylamaya ise isteyen herkes katılabiliyor. Parti yönetimin güçlendirilmesinin ardından parlamenter sistemde de genel değişiklikler yapıldı, en önemlisi “küçük partiler” ile ilgili alınan karar oldu. Onlar için Rusya parlamentosu Duma’ya geçiş barajı yüzde 5 kadar indirilerek kamuoyunun taleplerine cevap verilmiş oldu. Sorun şu ki bu zamana kadar Rusya’da oldukça sert çok partili sistem vardı, bu sayede parlamentoya gerekli kaynağa sahip olan sadece aynı partiler (genel olarak dört parti) girme imkanına buluyordu. Fakat toplumun görüş çeşitliliği çoktan daha da genişledi ve siyasi ittifaklarla şekillendi. Şimdilerde parti kaydı ve seçim süreçlerine dahil olma gibi işlemlere daha esnek taleplerde bulunuluyor. Kendi teklifleri olmaksızın meşru hükümetin tüm eylemlerini genel şekilde eleştiren muhalif RPR-PARNAS Partisi bile kayıtları başarıyla tamamladı (sistem dışı muhalefet sayılan, ve daha önceki yıllarda seçimlere girmesi bile zor olan ‘marjinal muhalefet’ olarak bilinen siyasi oluşum). Reformalar ülkenin siyasi sistemine fayda getirdi.
Doğal olarak çok sayıda yeni parti etkinleşmiş oldu. Sisteme yeni ve taze takviyeler yapıldı, bazıları bölgelerde muhalifler belediye başkanı oldu, ya da yerel parlamentoya girdi.
Devletin yürütmesini ilgilendiren bir yenilik daha uzun zamandır beklenen vali seçimlerinin geri getirilmesi oldu. Daha önce valiler Kremlin tarafından atanıyordu. Hükümet açısından federasyondaki bölgeler üzerinde kısmı kontrol kaybına rağmen vatandaşlara yerel talepler doğrultusunda kendi valilerini seçme imkanı sunuldu. Kamuoyunun ülkenin hayatında yer alması için formalite olmaktan çıkarılan ve sorunlar üzerinde çalışan mekanizma haline gelen Rusya Toplumsal Odası, Devlet Başkanlığı İnsan Hakları Konseyi gibi kuruluşlarla genişletildi. Vladimir Putin, yolsuzluk sorunun özellikle “yerinde” bölgelerde en sıkıntılı olduğunu kabul etti. Bundan sonra “doğru sinyali alan” birçok vali kelimenin tam anlamıyla yolsuzluk yapanlara Sayıştay ve savcılık eşliğinde av başlattı. Mücadele kolay olmadı sebebi önemli makamlardaki yolsuzluk skandalları vatandaşların sessiz şaşkınlığına ve bazen hükümetin meşruluğuna kuşku duymalarına neden oldu.
Her şeye rağmen bu eylemler hem yönetim ve toplum sistemini hem de bir o kadar önemli ekonomik sistemini iyileştiriyor. Bu arada ekonomide ise hükümetin ticaret temsilcilerine karşı söylemlerinin keskin değişimi nedeniyle köklü kırılmalar hedeflendi. İlk olarak bunlar iş adamları ve girişimciler için yapılan kanun değişikliklerindeki kolaylıklarda görünüyor. Değişiklikler yönetimin ve güvenlik organların iş adamlarına baskı kurmasını zorlaştırıyor. Uzun zamandan beri, ya da tarihte ilk kez iş adamları mazlum kategorisinden hükümet partnerleri kategorisine geçti.

GÜNÜMÜZ RUSYA’SININ ŞİFRESİ
2012 yılında sonra ülkede olanların analizini yaparken Vladimir Putin ve yeni ekibinin halkın ihtiyaçları doğrultusunda kapsamlı yenileme yaptığını inkar etmek zor. En üst makamda mutlak güç ile görev başında bulunan Putin’in başka fikirlere dikkat etmesi tipik olmayan bir davranış biçimi. Rusya gerçeğini Uluslararası Valday Düşünce Kuruluşu toplantısında Rusya Devlet Başkanı Yönetimi Başkanı Vyaçeslav Volodin’in şu sözlerle özetledi: “Putin varsa Rusya var, Putin yoksa Rusya da yok”. Bu ne övgü ne de abartmadır, işlerin doğal düzeni.
Burada önemli olan şöhret peşinde olmayan Putin figürü değil, fakat 3-4 yılda Rusya’nın tamamen farklı bir devlet haline gelmesi. Tüm siyasi görüşlere yeri olan, iş adamlarının devlet düşmanı olmaktan çıktığı, insanları tarihini tekrar gözden geçirip yeniden yazmaktan vazgeçtiği ve “Perestroyka’nın” getirdiği sosyal travmaların tamamen iyileştirildiği bir ülke. Buna 9 Mayıs Zafer Günü kutlamaları öncesi 2 yıldan beri Rusya’nın tüm şehirlerinde düzenlenen “Ölümsüz Alay” organizasyonunun çarpıcı başarısı şahitlik ediyor. Milyonlarca insan, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettikleri yakınlarının resimleri ellerinde tutarak Rusya’nın farklı şehirlerinde yürüyüş gerçekleştiriyor.
Benzer etkinliklerin çoğalması gazilerin kalmadığı şu günlerde zafer kültürünün algılara nasıl yansıtılacağı ve Rusya’da nesiller arasındaki bağlar ile tarihi karenin bütünlüğünü nasıl koruyacağı sorularına cevap veriyor. Tarihin çarpıtılmasına karşı mücadelede toplumsal birlik hamlesi Rusyalıların bilinç farklılığına takılıp kalmadıklarına dair kanıtı teşkil etmekte. Rusya halkı kendileri ile ilgili net ve bütünleyici fikre sahipler. Bunda da vatanseverliğe ciddiyetle akıl yoran Putin’in ekibinin katkısı olduğu inkar edilemez.
Tabii ki Yeni Rusya’dan daha önce sergilediği geleneksel davranışlarını beklemek doğru olmaz. Rusya’nın kendi arayışları henüz tamamlanmadı. Fakat kesin olan şu ki, kendi doğrularını dayatmayan, ancak sonuna kadar savunan güçlü ve aynı zamanda agresif olmayan Rusya uluslararası aktör olmaya aday.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.