Çok yakındaki uzak komşu: İran - 2

Bir zamanlar Almanya’ya “68. Vilayetimiz” denirdi. Bu sıfatı aslında İran hakkediyor. Her adımda Türkçe bilen birine rastlanıyor. İngilizceden daha geçerli bir iletişim aracı Türkçe.

Çok yakındaki uzak komşu: İran - 2
28 Mayıs 2016 Cumartesi 11:07

Doç. Dr. Cüneyt Akalın

Bir zamanlar Almanya’ya “68. Vilayetimiz” denirdi. Bu sıfatı aslında İran hakkediyor. Her adımda Türkçe bilen birine rastlanıyor. İngilizceden daha geçerli bir iletişim aracı Türkçe. Şoför “Çarşambayı Sel Aldı” türküsünün farsça versiyonunu çalıyor, gayri-ihtiyari eşlik ediyorum. O da parmakları ile katılıyor.Sadece Azerbaycan Türkleri değil, Horasan’ın Meşket’in, Irak’ın Türkmenleri de burada. Bir toplantıda tanıştığım uzun boylu iri yarı gencin uzattığı karttaki İngilizce “ Behrouz Ghezel” adı dikkatimi çekiyor. “Gezel’i “Kızıl” diye düzeltiyor. Türkçenin farklı lehçeleri konuşuluyor ama hepsi anlaşılıyor. Birlikte yaşama kültürü gerçekten güçlü İran’da...

ATATÜRK’ÜN GÖLGESİ
Adı tam konmuyor ama Atatürk’ün gölgesinin üzerine düştüğü hissediliyor. Zaman zaman dillendiriliyor bu gerçek. Ortalıkta görünmeyen Atatürk, tartışmaların çoğunda kendini hissettiriyor. Uluslararası İlişkiler dersinin hocası gençlere bölge liderleri hakkında ödev yaptırmış. Haydar Aliyev, Askar Akayev, İslam Kerimov vb. hakkında. En başarılı sunum Urumiyeli Kürt gencin hazırladığı “Atatürk” ödevi oldu. PKK’ya tepkili Ümit Bahtiyar HDP hakkında ağzımı arıyor. Türkiye’yi yakından izlediği anlaşılıyor. Anlattıklarımı can kulağıyla dinliyor.Tartışıyoruz ama iş Türkiye’nin bölünmesine gelince akan sular duruyor. Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne İranlı Kürtlerinde ihtiyacı olduğunu daha iyi kavrıyorum. İranlı aydınlar, yeri geldiğinde adını koysalar da koymasalar da Türk-İran modernleşmesini kıyaslayıp duruyorlar. AKP’lilerin çabalarının nafileliği İran’da daha rahat gözleniyor.
Tarihin tekerini kim geri döndürebilmiş ki...
Kadınlar büyük sorunlar yaşıyor. İran’da kadın olmak zor zenaat. Öncelikle şunu vurgulamalıyım: Kadın, erkeğin iki adım gerisinde yürüyen tabi bir varlık değil; yani burası Arabistan değil; bizde olduğu gibi toplumsal hayatın her alanında kendi kimliği ile yer alıyor. Canlı, yaratıcı, boylu boslu, kara kaşlı kara gözlü, özgüven dolu varlıklar. Tahran’ın merkezinde çarşaflı kadınlar da görünüyor ama büyük çoğunluk normal giyimli kadınlarda. Kentli kadınların önemli bir kesimi başörtüsü ile sorunlar yaşıyor. Bilmeyen şıklık için şal örtmüşler sanır. İstanbul’dan kalkan uçaktaki olağan görünümlü kadınlar, Tahran’a yaklaşırken örtünmeye başlıyorlar. Dönüşte tersi yaşanıyor. Geçmişte, “Devrim muhafızları” Pastarlar kadınların başörtüsüne kadar karışıyorlarmış, şimdilerde müdahale azalmış. Yine de özellikle kentli kadınlardaki öfke dinmek bilmiyor.Kanımca İran bu ikircikli durumu sürdüremez. Gün gelecek, başörtüsü yasağı kalkacak.
Üniversitede gençler kızlı-erkekli birlikte yaşamı sürdürüyorlar.
Bu noktadan geri dönüş yok. Değişim, olsa olsa kadının daha çok hak kazanması ile sürebilir.

CAMİLER VE İBADETHANELER
İran’da üç vakit namız kılınıyor. Tahran’da bizdeki gibi çok sayıda cami yok.Tahran Yahya Kemal’in deyişi ile bir “Camiler şehri” değil. Minarelerden yüksek sesle ezan okunmuyor. Duvarlara, meydanlara asılı Hameney-Humeyni resimleri ve Bazar’ın kapısında bekleyen Pastarların dışında İslam Cumhuriyeti’nin izlerine fazla rastlanmıyor. Buna karşılık öğle ezanı bütün resmi dairelerden, TV’lerden halka iletiliyor. İslam cumhuriyeti olmanın ölçüsü bu olsa gerek. Böylesi bir ibadetin kime faydası olur? Israrlı sorularıma öğrenciler “ibadet için zorlama yok” yanıtını verdiler. Ancak resmi dairelerde çalışanların baskıyı hissettiklerini de sözlerine eklediler.

BAZAR...
Bu satırların yazarı İran İslam Devrimi’nin gerçekleşmesine gün be gün tanık oldu. Humeyni’nin Tahran’da uçaktan inişi vb. hala gözlerimin önünde. O günlerde İslam Devrimi’nin arkasında “Bazar”ın olduğu çok yazıldı çizildi. “Bazar” İslam Devrimi’ni destekledi.
Tahran’a gidince Bazar’ı görmemek olmaz. Resmi adı “Büyük Pazar”. Çok büyüktür dediler. Gerçekten de öyle. Bir meydandan Bazar’a minibüslerle gidiliyor. “Bazar”ı bizim “Kapalı Çarşı” Mahmutpaşa diye tarif edebilirim. Bir çeşit Asya agorası... Perakende ticaret orada toplanmış. Yan yana üst üste dükkanlarda bildik esnaf kalabalığı...
Bazar eski siyasi gücünü koruyor mu? Giderek küresel ilişkilerin ağır bastığı, İran’ın tıpkı Türkiye gibi Rusya-Orta Asya petrolünü/doğal gazını Hindistan’a taşıdığı koşullarda, milyarlarca doların ortalıkta dolaştığı, İran’ın büyük bir nükleer enerji sınavından geçtiği koşullarda İran’ın geleceğini herhalde Bazar belirlemeyecek.
O günler geride kalmış.   

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.