Cinayetin kilit ismi Süleyman Esen

Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan ile sanıklardan Avukat Süleyman Esen’in kesiştiği isim Şeyh Salih Kurter... İkisi de Arslan’ın ‘Bombaları Süleyman Esen’den aldım’ itirafına rağmen Ergenekon hakimleri Esen’i serbest bıraktı

Cinayetin kilit ismi Süleyman Esen
15 Mayıs 2016 Pazar 11:10

Ankara 11’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2008’de sonuçlanan Danıştay saldırısı davasında Avukat Süleyman Esen, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını ortadan kaldırmaya ve yerine başka düzen getirmek amacıyla kurulan silahlı suç örgütüne üye olmak, patlayıcı madde bulundurmak, taşımak suçlarından” toplam 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
5 Ağustos 2013 günü sonuçlanan Ergenekon davasında ise Esen beraat etti.
Avukat Süleyman Esen, Alparslan Arslan ile okul arkadaşı. Alparslan Arslan’ın “bombaları evime getirdi” dediği kişi. Alparslan Arslan duruşmalarda ve ifadelerinde lideri olarak hep Süleyman Esen’i söyledi. Alparslan Arslan Danıştay cinayeti için silah aldığı Aykut Metin Şükre’yi de Esen aracılığıyla tanımıştı. Süleyman Esen okul yıllarında muhafazakar, sağ görüşlü öğrenci grubuna liderlik yapmış. Yıllarca Salih Kurter’in evine gitmiş. Dini sohbetlere katılıyor. Salih Kurter’in bütün ihtiyaçlarını o karşılıyor, alışverişini yapıyor, hastane ve doktor kontrollerine götürüyor. Şeyh Salih’in zamanın kutbu (Kutb-ül Zaman) olduğuna inanıyor. Alparslan Arslan’ı Şeyh Salih’le tanıştıran da o.
Esen, Arslan’ın “bombaları Süleyman’dan aldım” beyanı üzerine tutuklandı. Ankara’da 10 yıl hapis cezası aldı, dosyalar birleştirildikten sonra, sorgusu yapılmadan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldı. Israrla bombaları verdiğini reddetti. Fakat Alparslan Arslan’la her eylemin öncesinde ve sonrasında son derece yoğun bir telefon irtibatları vardı. Aynı şeyhe bağlıydılar. Esen, Osman Yıldırım’ı tanımadığını söyledi. Fakat Yıldırım ile de defalarca telefon görüşmesi yaptığı Ergenekon yargılamasında ortaya çıktı.
Bombaları Süleyman’ın verdiğini söyleyen bir kişi daha vardı: Şeyh Salih Kurter! Cezaevinde birlikte kaldıkları sırada Aykut Metin Şükre’ye söylemişti. Süleyman Esen, Küçük Salih, Hilmi Öztürk, Şeyh Salih gibi isimler üzerinden yürüyecek bir soruşturmanın nerelere varacağını anlamak zor değildi.

AVUKAT MEHMET ENER
Mehmet Ener, eski bir yargıç. Milli Görüş’ün önemli isimlerinden biri. 28 Şubat’ta kapatılan Refah Partisi’nin ve onun yerine kurulan Saadet Partisi’nin kurucularından. Bugün AKP’yi yöneten birçok ismin 28 Şubat döneminde avukatı ve arkadaşı... Mesela Danıştay saldırısından hemen sonra “Sürprizlere hazırlıklı olun” diyen M. Ali Şahin’e , Cemil Çiçek’e, Tayyip Erdoğan’a yakınlığı o günlere dayanıyor. M. Ali Şahin’le birlikte Erbakan’ın dört avukatından biriydi. Cemaatin başlıca yayın organı olan Zaman gazetesinde sürekli demeçleri yayımlanıyordu.
Avukat Mehmet Ener, 18 Nisan 2011 günü 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Birinci Ergenekon Davası’nın 181. duruşmasında tanık olarak ifade verdi. Danıştay saldırısı sanıklarından avukat Süleyman Esen’in Ankara’da görülen davada avukatlığını yapan Ener şöyle konuştu: “Müvekkilim Süleyman Esen, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada davanın diğer tutuklu sanığı Osman Yıldırım’ın benimle görüşmek istediğini söyledi. Bunun üzerine Osman Yıldırım ile cezaevinde görüştüm.”
Ener, Yıldırım’ın kendisine, “Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombaların emrini Veli Küçük’ten, Ataşehir’deki bir toplantı sırasında aldığı, Hablemitoğlu cinayetinin de kendisine teklif edildiği ancak bunu kabul etmediği” yönünde söylemleri olduğunu belirtti. Bu görüşmenin ardından Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar ile görüştüğünü ve Osman Yıldırım’ın yaptığı açıklamayı Tayyar’a aktardığını ifade etti.

MAHKEME BAŞKANI TEPKİ GÖSTERİYOR
O dönemde Mahkeme Başkanı olan Köksal Şengün’ün “Şamil Tayyar’ı nereden tanıyorsunuz? Neden onunla görüştünüz?” sorularına tanık Ener, “Star Gazetesi’nin bir muhabiri davayı takip ediyordu. Şamil Tayyar da bir kitap hazırlığındaydı. O muhabir aracılığıyla tanıştım. Elinde dosyayla ilgili daha teferruatlı şeyler var mı, diye kendisiyle görüştüm. Kendisiyle görüştüğümde dosyaya benim kadar hakim olmadığını gördüm” yanıtını verdi. Bunun üzerine Başkan Şengün, “Dosya sizin elinizdeydi. Onun dosyaya sizden daha fazla mı hakim olmasını bekliyordunuz” diyerek tepki gösterdi. Şamil Tayyar, 8 Şubat 2008 günlü Star gazetesinde bu görüşmeyi köşesinde yayımladı: “Sırlar Odasında Sürpriz Görüşme”.
Ener, Şamil Tayyar ile görüşmesinin ardından eski Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hamza Keleş’e, Osman Yıldırım’ın ifadelerini sözlü olarak anlattığını iddia etti. Ener, “Hamza Keleş bana ‘Bu tür kişiler cezaevi koşullarında, bazı senaryolar yazabilirler’ diyerek, odasında bu konuyla ilgili yazılmış kitapları gösterdi. Yazılı olarak bunları vermedim kendisi de almadı” dedi. Başkan Şengün ise, “Nasıl almaz, siz de nasıl yazılı olarak vermezsiniz. Bunlar sizin müvekkilinizin lehine olan taze, yeni ifadeler” dedi.
Osman Yıldırım’ın kendisine yaptığı açıklamaların müvekkilinin lehine olduğu halde neden mahkemeye anlatmadığını soran Mahkeme Başkanı Şengün’e, tanık Ener’in , “Son celseye gelmiştik. Son celsede karara tesir etmeyeceğini düşündüğüm için konuşmadım” demesi üzerine, bBaşkan Şengün, “Bunun son celseyle, baş celseyle ne alakası var? Siz gerçeklerin ortaya çıkmasının kavgasını veriyorsunuz” diye konuştu.
Şengün yanılıyordu. Mehmet Ener, “gerçeklerin ortaya çıkmasını” istemiyor, yalan söylüyordu. Ankara Cumhuriyet Savcısı Hamza Keleş, Mehmet Ener hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

BİR YALAN DAHA
Ener, Köksal Şengün’ün “Yıldırım’la görüştüklerinizi neden adli makamlara iletmediniz?” sorusuna, savcı Keleş’le görüştüğünü söyleyerek yanıt vermişti.
Şengün’ün “Neden yazılı iletmediniz?” sorusuna ise Keleş’in, söylediklerini “ciddiye almadığı” bu yüzden şifahi olarak aktarmakla yetindiğini ifade etmişti.
Davanın tutuklu sanıklarından Kemal Kerinçsiz’in talebi üzerine, savcı Hamza Keleş’in 15 Mayıs 2011 günü talimatla alınan ifadesi mahkemeye ulaştı.
Savcı Keleş, Mehmet Ener’in kendisiyle görüşmediğini ve mahkemeye çelişkili ifadeler verdiğini belirtiyordu. Ener’in kendisini yıpratma amacıyla yalan beyanlarda bulunduğunu kaydeden Keleş, Ener’in anlatımlarının “kurgu” olup, hakaret ve iftira niteliğinde olduğunu, bu nedenle bu kişi hakkında şikayetçi olduğunu söylemişti.
Ergenekon savcılarının jargonuyla “köprü personel” Ener de tıpkı Osman Yıldırım gibi yalan söylüyordu.
Mehmet Ener, Ergenekon davası kararından sonra 11 Ağustos 2013 günlü Zaman’a konuşuyor. Müvekkili Süleyman Esen’in bir komploya kurban edilmek istendiğini öne sürüyor, “Bu olay irticai bir eylem olarak gösterilmek istendi, fakat delilleri yetmedi. Bunun üzerine Salih Kurter ile Süleyman Esen’i davaya dahil ettiler. Bu büyük bir tezgâhtı ama tutmadı” diyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.