Alman-Ermeni ilişkilerinin dünü

Alman-Ermeni ilişkileri 1878 Berlin Antlaşması’na kadar uzanıyor. Ermeni tehcirinde önemli rolü olan ve Birinci Dünya Savaşı’nda yenileceğini anlayan Almanya Ermenilere daha ılımlı yaklaştı

Alman-Ermeni ilişkilerinin dünü
27 Haziran 2016 Pazartesi 11:05

Ali Erdinç / Tümgeneral (E.)

Tarİh yazmak tarih yapmak kadar önemlidir. Tarih şayet doğru olmayan birikim ve vasıtalarla yazılmaya kalkılıyorsa işte o zaman gerçekler hiçbir zaman ortaya çıkmaz ve doğru ve yanlış birbirine girer. Hatta açıkçası insanlığın geleceği tehlike altına girer ve kaos olur.
Şimdi bu makalede Alman Parlamentosu’nda alınan kararı değerlendirmeden önce Alman-Ermeni ilişkilerinin tarihsel bir perspektif içerisinde genel bir analizinin yapılmasının gerekli olduğunu değerlendiriyorum.

İLİŞKİLERİN TEMELİ ATILIYOR
Alman-Ermeni ilişkilerinin geçmişi 1878 Berlin Antlaşması’na kadar gitmektedir. Bismark dönemi sonrası özellikle Kaiser II. Wilhem dönemiyle gelişmeye başlayan Osmanlı-Alman ilişkilerine paralel olarak, Almanya Ermeni sorunuyla yakından ilgilenmeye başlamıştır. 1894 yılında Osmanlı’da başlayan Ermeni isyanları döneminde Türkiye’ye gelen Alman Rahip Lepsius bu ilişkilerin temelini atmıştır. O dönemde Ermenilerin Avrupa’daki bir numaralı savunucusu olan Alman Rahip Lepsius, Osmanlı’da yaşanan Ermeni olayları üzerine yayılan haberleri araştırmak üzere 1896 yılında Türkiye’ye gelir ve geri döndükten sonra Alman-Ermeni yardım derneğini kurar. Birinci Dünya savaşı döneminde 1914 yılında yine Rahip Lepsius’un destek ve yardımı ile Berlin’de Alman- Ermeni işbirliği merkezi kurulur.

ALMAN KAMUOYU YÖNLENDİRİLİYOR
Savaş içinde, özellikle 1915 Ermeni tehcirinde Osmanlı ordusu içerisinde görev yapan Alman askeri heyetinin bu kararın alınmasında önemli bir rolü ve etkisi olmuştur.
O dönemde Osmanlı Genelkurmayında görev yapan Bronsard ve 3’ncü ordu Kurmay Başkanı Felix Guse gibi subaylar bu planlamanın bizzat içinde görev almışlardır. Almanya bu dönemde Osmanlı ordusuna karşı genel bir silahlı isyana hazırlığı içinde olan, Rus ordusu ile işbirliği yapan ve ordunun geri bölge emniyetini ciddi anlamda tehdit eden Ermeni isyancılara karşı Osmanlı devletinin yanında olur.
Ancak daha sonraki yıllarda Almanya kendisine yöneltilen baskı ve tepkilerin artması ve genel savaşın Almanya aleyhinde gelişmeye başlaması üzerine Ermenilere karşı daha ılımlı bir siyaset takip etmeye başlar. Özellikle bu dönemde Ermeni sempatizanı olan Rahip Johannes Lepsius, Armin Wegner, MaxErwin Schaubner -Richter, Heindrich Vierbücher gibi konsolos ve misyonerlerin yanlı ve maksatlı raporları ile ABD İstanbul büyükelçisi Morgenthau ve İngiliz Lord Bryce’dan bu konuda sağlanan abartılı bilgi ve belgeler Almanya’nın ve Alman kamuoyunun yönlendirilmesinde etkili olur. Gelişen bu durum üzerine Ermeni sorunu ve 1915 olayları ilk defa Alman parlamentosunda 1916 yılında görüşülür ve Almanya’nın bu durumda izleyeceği siyaset tartışılır.

ALMAN BEYAZ KİTABI VE YALANLAR
Almanya, o dönemde Ermeni olaylarında yaşanan olumsuz gelişmelerden İtilaf Devletleri tarafından açıkça suçlanmaktaydı. Almanya bu iddialara karşılık bir Beyaz Kitap yazmak üzere hazırlık içindeydi. 1919 yıl başında Rahip Lepsius bu amaçla görevlendirildi. Lepsius Alman Dışişleri Bakanlığı’nın desteğiyle, 444 adet belge ile desteklenen “Almanya ve Ermenistan 1914-1918. Toplu Diplomatik Belgeler” başlıklı kitabını ise Mayıs 1919’da yayımladı. Lepsius kitabını yazarken, orijinal fakslarda bulunan ve Almanları suçlayan ifadeler ile Ermenilerin ayaklanmalarını ve Türklere karşı yaptıkları katliamları gösteren bölümlerle Osmanlı idaresinin Ermenileri Doğu Anadolu’dan sürgün ederken insancıl şekilde davranılmasını emreden ve buna benzer birçok pasajı, tek tek kaybederek bu belgeleri tam ters anlam verecek şekilde manipüle etti. Onun sildiği veya manipüle ettiği pasajlarda Ermeniler masum, Osmanlı idaresi ise soykırım gerçekleştirmiş olarak gözükmüştür. Günümüzde ise hazırlanan bu raporun maksatlı ve yanlı olarak hazırlandığı hem Alman hem de Türk tarihçiler tarafından ispat edilmiştir.
Savaş sonrası Almanya Paris barış görüşmeleri sırasında savaş döneminde uyguladığı politika nedeniyle suçlanmak korkusuyla kendini aklamak üzere komisyonlara 1915 olayları ile ilgili olarak hazırlanan konsolosluk raporları ve yazışmaları ve bu konuda gösterdiği tepkileri ihtiva eden bir rapor sunmuşsa da bu kabul edilmemiştir.
Bu arada Almanya’daki Ermeni algısının yerini daha iyi anlamak için aynı dönemde yükselmeye başlayan Alman ırkçılığının tarihine de kısaca bir bakmak gerekir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.