Bugün Sağ-Sol ayrımı kimin işi?


Doğu Perinçek

Doğu Perinçek

Okunma 02 Eylül 2013, 17:52

 

Bugün Türkiye’deki siyasal güçler, Sol-Sağ ayrımında çok farklı tanımlara sahipler. Her zaman için geçerli Sol-Sağ tanımına göre, toplumun önündeki gelişmeden yana olanlar Soldadır, durumu korumak isteyen tutucular Sağdadır.

Yanlışlıklar, zamanı şaşırmaktan geliyor. Bugün Türkiye’de saatleri 19. yüzyılda durmuş olan Solcularımız, o zaman Batı Avrupa’da geçerli burjuvazi-proletarya saflaşması içinde çelik çomak oynuyorlar.

Kalıplaşmış bir Sol-Sağ yok. Toplum, tarihsel süreçlere göre saflaşıyor. Mesele, yaşanan süreci gerçekler zemininde belirlemektedir.

Tarih içinde sol-sağ ayrımı

Fransız Devriminde çıktı bu ayrım. Cumhuriyetçiler Meclis Başkanına göre Solda oturuyorlardı; kralcılar ise Sağda.

19. yüzyılın gelişmiş kapitalist İngiltere’sinde, emekçi sınıflar Solcudur, burjuvazi Sağcıdır.

1920’ler ve 30’lar Türkiye’sindeki devrim-karşıdev-

rim sürecinde, Kemalist Devrimciler Soldadır, bunu açıkça söylemişlerdir de. Vahdettin ve Damat Ferit Paşagiller ise Sağdadır.

Türkiye’de, 1945’ten sonra Sol-Sağ saflaşmasını ABD emperyalizmine tavır belirler.

Yaşadığımız Emperyalizm ve Devrimler Çağında yeryüzü ölçeğinde bakarsak, emperyalizm işbirlikçileri Sağdadır; milliciler ya da vatanseverler Soldadır.

Türkiye’nin bugün AKP-PKK ittifakıyla ABD planları içinde parçalanmasından ve Sıcak Para Diktasının sürmesinden yana olanlar Sağcıdır. Bağımsızlığa kavuşmaktan ve halk yönetimi kurmaktan yana olanlar Solcudur.

Solcuyu ve Sağcıyı, toplumun içinde bulunduğu sürece göre belirleyebilirsiniz. Dün devrimci olan, bulunduğu yere kazık çakarsa, yarın gerici olacaktır.

Ayrılmak mı birleşmek mi

Ancak bu tanımlarda anlaşma olmuyor. Çeşitli siyasal akımlar kendilerini Sağda veya Solda tanımlamışlar. Geçmişten gelen yerleşmiş adlandırmalar var. O nedenle en yerinde olan, Eski Bakanlarımızdan Ufuk Söylemez’in sık sık uyardığı gibi, siyasal düz-

lemde millî güçleri birbirinden ayıracak tanımları kullanmamaktır. Sağına sarmısak soluna soğan asarak, herkese hangi konumda olduğunu anlatmaya vaktimiz var mı?

Bugün kendisine “Sağcı” diyen çok geniş bir vatansever topluluğu var ki, aslında Solda konumlanıyorlar. Çünkü Türkiye’nin bağımsızlık ve bütünlüğünü istiyorlar. Öte yandan Solculuk satan öyleleri var ki, her konuda Neoliberal güdümlüler ve PKK’nın kuyruğundan ayrılamıyorlar. Büyük sermaye televizyonlarında her akşam konuşturulan bu tür “Solcular”, en gerici, en Sağcı konumdalar.

Millî-Gayrimillî ayrımı

Bu nedenle herkesin üzerinde anlaşmadığı sınıflandırmalarda diretmek yerine, herkesin gerçekten bulunduğu safta yer almasını sağlayacak tanımlamaları kullanmak gerekmez mi? O zaman adlandırmaların esiri olmaz, herkesin benimsediği formülleri bularak aynı safta olanları birleştirir ve hedefe ilerleriz.

Burada bulunan doğru formül: Millî-Gayrimillî ayrımıdır. Bu adlandırma, milletin cephesinde yer alanlar ile karşıda ABD denetimindeki güçleri yerli yerine oturtuyor ve tarihsel bir derinliğe de sahiptir.

Bu kavramlaştırma, yeni değildir. 1940’larda, 50’lerde ve 60’larda, Şefik Hüsnüler, Hikmet Kıvılcımlılar, Reşat Fuatlar ve Nâzım Hikmetler, Sağ-Sol ayrımının ayrımcılığına dikkat çektiler ve Millî-Gayrimillî ayrımını benimsediler. Çünkü toplumun önündeki mesele millî bağımsızlıktı. O günlerde Deniz Gezmişler ve bugün Ümit Kocasakallar da aynı devrimci mevzidedirler. Yarınki Rotada bu örnekleri işleyeceğiz.

Bugün Türkiye, 1945-1980 dönemi Türkiye’sine göre emperyalizme çok daha derinden bağlanmış, cumhuriyetini yitirmiş, bölünme tehdidiyle yüz yüze gelmiş durumdadır. Bu koşullarda milleti emperyalizme karşı birleştirmek varken, Sol-Sağ diye bölmek, hangi Solcunun işi olabilir?

HASAN YALÇIN BÜTÜN MEDYAYI ELEŞTİRİYOR“YANDAŞLARI” DEĞİL

30 Ağustos 2013 günlü Aydınlık, başyazısında Hasan Yalçın’ın o vurucu medya eleştirisini yayımladı. Aydınlık, Hasan Yalçın’ın medyayı çivilediği her yerde parantez açıp (yandaş) diye “düzeltme” yapmış. Tarihsel metinlerde ve belgelerde kesinlikle böyle müdahaleler yapılmaması gerekir. Bugün de yandaş ve yandaş olmayan medya ayrımı gerçeğe dayanmıyor. Arkada kalan dönemde çok açık görüldü, Gladyo’nun Milliyet ve Vatan’dan daha yandaşı var mıydı? Bugün de Suriye’ye karşı Haçlı seferinde, Haber Türk, Milliyet,Hürriyet ve Vatan’ın Zaman veya Taraf’tan eksik kalan bir yanı var mı? Bekir Coşkunlar, Rahmi Turanlar, Emin Çölaşanlar, Can Ataklılar niçin o gazetede barınamadılar?

/* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.