Yedi Uyurlar mağarası

Antik kent Efes’teki Yedi Uyurlar Mağarası’nın önünde biraz soluklanmak, çok eskiçağlara alıp götürür insanı...

Yedi Uyurlar mağarası
22 Mayıs 2016 Pazar 11:28

Yaşar Atan

Antik kent Efes’teki Yedi Uyurlar Mağarası’nın önünde biraz soluklanmak, çok eskiçağlara alıp götürür insanı...
Efes kentini; anaerkil toplum yapısının egemen olduğu çağda, Amazonlar denen kadınların kurduğu ileri sürülmektedir. Ve gerçekten de Anatanrıça Kibele’nin bir dönüşümü olan toprak ve bereket tanrıçası Artemis inancı, bu kente MÖ 2000 yıllarına doğru yerleşmeye başladı.. Onun adına kurulan Artemis Tapınağı da, dünyanın yedi harikasından biri oldu.

TAPINAK, BANKAYA DÖNÜŞTÜ...
Ne var ki birara yakılıp yeniden yapılan bu tapınağın rahip ve rahibeleri; tanrıça Artemis inancını
bir ticaret aracına dönüştürdüler... Roma imparatorluğu çağında da aynı gelenek sürüp gitti. Rahip ve rahibeler; halktan topladıkları paraları, bu tapınakta saklamaya başladılar... Zaten başkent Roma’dan Efes’e gelen valiler, komutanlar; emeklerinin ve üretimlerinin büyük kısmını tanrıça adına bağışlamayanları asıp kesiyordu... Haliyle bu tapınak, kısa bir süre sonunda dünyanın hem ilk, hem de çok varsıl bir bankasına dönüştü.
Daha sonraları, yoksul ve köleleştirilmiş halkların bir kurtarıcısı olarak sunulan İsa inancının ortaya çıkmasıyla, bu yeni dine bağlanan insanlar, kendi aralarında örgütlenmeye başladılar... Ne var ki bu yeni inancın ileri gelenlerinden ele geçirilenler, Romalı valinin acımasız hışmına uğramaktan da kurtulamıyorlardı...
Tanrıça Artemis.
İşte İsa’ya tapan bu müritlerden yedi kişilik bir grup ve köpekleri Kıtmir; Romalı valinin hışmından ırak durmak için, Efes’teki Panayır Dağı’nın eteklerinde buldukları bir mağaraya sığındılar ve gecelerini orada geçirmeye başladılar... Çok yorgun düştükleri bir gün, mağaralarında derin bir uykuya daldılar.

MAĞARADA UYUYAKALDILAR...
Mağaranın girişine nöbetçi diktikleri köpekleri Kıtmir de katıldı bu derin uykuya!.. Bu arada Romalı zorba komutan Decius’un askerleri, yeni İsa dininin elebaşlarının saklanmasını önlemek üzere, çevredeki mağaraların önlerini büyük kayalarla örtmeye başladılar... İşte bu yedi mürit de, köpekleri Kıtmir’le birlikte girişi kapatılan mağaranın içinde, daldıkları derin uyku yüzünden olupbitenlerin ayırdına varamadılar. Yüzyıllar boyunca da hiç uyanmadan, öylece orada uykularını sürdürdüler!..
Bir yaz sabahında bir çoban; sürüsünü otlatırken, mağaranın girişini kapatan kayayı biraz öteye yuvarladı. Mağaranın girişi açılınca, Ege’nin kışkırtıcı güneşi, nöbetçi köpek Kıtmir’i yüzyıllar süren uykusundan uyandırdı... Kıtmir var gücüyle havlamaya başladı. Böylece Yedi Uyurlar da uyandılar... Ne var ki birsüre durumlarına bir anlam veremediler. Ama son derece açtılar. Mernuş adlı arkadaşlarının eline bir bakır para tutuşturdular ve kente yiyecek birşeyler almaya yolladılar...
Mernuş; yolu üstünde Hristiyanlığın simgesi bazı haçlar gördüyse de, bunlara bir anlam veremedi. Önüne ilk çıkan bir fırına daldı hemen.
Aldığı birkaç ekmek karşılığı olarak cebinden çıkardığı bakır parayı, fırıncının eline tutuşturdu. Fırıncı bu tuhaf parayı birsüre inceledikten sonra, „Hırsız! Kalpazan!” gibi sözcüklerle küfürler yağdırmaya başladı... Kavgayı görenler fırının önünde toplanmaya başladılar. Olup bitenlerden Mernuş hiçbir şey anlamıyordu! Sonunda araya giren bir polis; kavga nedeni parayı evirip çevirdikten sonra, üstündeki resmin, o andaki Roma imparatorunun dedesinin dedesi olduğunu söyledi...Ortalık gitgide karışıyordu... Sonunda polisler Mernuş’u Yuhanna kilisesinin papazına götürdüler. Mernuş bildiklerini anlattı... Artık devir değişmiş, Romalılar ve haliyle Efesliler de Hristiyan olmuşlardı...

İNSANLIĞIN ALTINÇAĞINI BEKLEYECEKLERDİ...
Kilisenin papazı ve polis; Mernuş’la birlikte diğer arkadaşlarının yüzyıllardır uyudukları mağarayı görmeye gittiler. Papaz, Yedi Uyurlar’ı birsüre sorguladı ve sonunda durumu anladı. Ve hemen bu Yedi Uyurlar önünde yerlere eğildi; haç çıkardı. Çünkü olağanüstü birşeydi bu!.. Başpapaz, Efes’te olup bitenleri hemen İstanbul’daki İmparator II. Teodosyus’a bir ulak aracılığıyla duyurdu. İmparator da Efes’e geldi apar topar... Huzuruna çağırdığı Yedi Uyurlar’la konuştu. Sonra da halkın önünde onları ödüllendirdi... Bu olayı İsa dininin bir olağanüstülüğü olarak sundu toplanan kalabalığa... Yedi Uyurlar’ın köpekleri Kıtmir’i bile uzun uzun sevip okşadı...
Yedi Uyurlar, köpekleri Kıtmir’le birlikte Efes kentini aylarca incelediler. Antikçağdaki halklarla Hristiyan çağındaki halkların yaşamlarını karşılaştırdılar... Antikçağın nice tanrı-tarıça heykelleri ve sanat yapıtları kırılıp parçalanmış, onların yerine yeni tapınaklar kurulmuştu...
Ne var ki ortada değişen hiçbir şey yoktu: Halk gene bel bağladığı yeni dinin papazlarınca sömürülüyor; imparatorlarının yağma ve işgal amaçlı savaşları da sürüp gidiyordu. Halk gene egemen beylerin buyruğunda kul ve köle olarak sürünüyordu...
Velhasıl Yedi Uyurlar ve köpekleri Kıtmir; her türlü kötülüğün kalktığı o Altınçağ’ın gelmesine daha epeyce zaman olduğunu iyice anladılar... Bir akşamüstü, incir ağaçlarının altındaki mağaralarının önünde, bu düşüncelerin etkisiyle coştular; türküler söylediler... Sonra da köpekleri Kıtmir’le bilikte; mağaralarına girip yeniden o uzun uykularına daldılar...
Dünyamızda kesinlikle gerçekleşecek insanlığın o güzelim Altınçağ’ında, yeniden uyanmak üzere...

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.