Kazdağları’nda ilk güzellik yarışması

Kent kralı Menelaos; Troya fatihi ve Yunanistan Başkralı Agamemnon’un kardeşiydi. Bu iki kardeş, aynı zamanda bacanaktılar!

Kazdağları’nda ilk güzellik yarışması
19 Haziran 2016 Pazar 11:48

Yaşar Atan

Kent kralı Menelaos; Troya fatihi ve Yunanistan Başkralı Agamemnon’un kardeşiydi. Bu iki kardeş, aynı zamanda bacanaktılar! Çünkü Meneleos, tanrıçaları bile kıskandıran güzel Helena’yla evliydi. Agamemnon da onun kız kardeşi Klütaymestra’yla... Krallar kralı Agamemnon’un söylediğine göre kendisi, aynı zamanda yeryüzünde Baştanrı Zeus’un temsilcisiydi... Hatta elindeki krallık değneğini bile o armağan etmişti! Bu krallar kralı; ülkesini daha da genişletme, sarayını tıkabasa dolduracağı ziynetler devşirip getirme düşleri kuruyordu hep.

BAŞKRAL’IN DİLEĞİ GERÇEKLEŞTİ...
Bu yüzden de Troya krallığının varsıllığı, uykularını kaçırıyordu sürekli. Gene bu yüzden, bir savaş nedeni yaratması için Baştanrı Zeus onuruna sık sık kurbanlar kestiriyordu... Gerçekten de duaları geçti ve bir savaş nedeni kendiliğinden oluşuverdi...
Bir gün bulutların üstündeki Olimpos’ta oturan Baştanrı Zeus; deli divane tutkun olduğu ayağı gümüş halhallı tanrıça güzel Tetis’i, ölümlü bir insan olan kral Peleus’la evlendiriyordu içi yana yana. Çünkü çok sevdiği bu tanrıçayla ilişkiye girerse, doğacak çocuğun ileride kendi tahtına kurulacağı yollu bir duyum almıştı biryerlerden... O yüzden Zeus; Olimpos’taki sarayında düzenlediği bu düğün şöleninde, tanrıça Tetis’i bir dünyalıyla başgöz ediyordu.
Çoban Paris, Afrodit’i evren güzeli seçti.
Kesinlikle bir tatsızlık çıkaracağı bilindiği için çağrılmayan kavga tanrıçası Eris dışındaki bütün tanrı ve tanrıçalar, Zeus’un sarayındaydı.

KAVGA TANRIÇASI DA YAPACAĞINI YAPTI!..
Eğlencenin tam ortasında tanrıça Eris; bu düğüne çağrılmamasının acısını çıkarmak için, gene de yapacağını yaptı! Baştanrı Zeus’un masasının üstüne, havadan bir altın elma düşürüverdi! Masadaki Zeus’un karısı tanrıça Hera ve kızı tanrıça Atena, hemen elmayı kaptılar! Elmanın üstünde; “Baştanrı Zeus, bu altın elmayı masasındaki üç tanrıçanın en güzeline sunsun!” diye bir yazı vardı. Zeus, zıpkın yemişçesine bir süre donakaldı! Öyle ya, karısı tanrıça Hera da, kızı Atena da kendilerini tartışmasız evren güzeli sayıyorlardı. Üstelik sonradan Olimpos’a gelen, ama güzelliğiyle gerçekten evreni büyüleyen tanrıça Afrodit de Zeus’un masasındaydı. Bu altın elmayı hangisine verebilirdi ki! Bir süre düşündükten sonra, bu sakıncalı seçicilikten kurtulmak için, üç tanrıça arasında bir güzellik yarışması düzenlenmesini önerdi. Bu öneri hemen kabul edildi ve Troya kralının oğlu prens Paris’in de bu yarışmada hakem olması uygun görüldü. Ve tanrıçalar arasındaki bu ilk evrensel güzellik yarışması, prens Paris’in çobanlık yaptığı Kazdağları’nda düzenlenecekti...
Güzel Helena.
Yarışmaya katılan bu üç tanrıçadan her biri; birinci seçilme karşılığında bir rüşvet önermek üzere, Paris’in Kazdağları’ndaki çoban kulübesine gitti.

ÜÇ TANRIÇA DA PARİS’E ÖDÜLLER SUNDU...
Kulübeye ilk giden Zeus’un karısı tanrıça Hera, bütün Asya anakarasının imparatorluğunu sundu Paris’e. Ne var ki Paris, öyle mal-mülk delisi değildi. Troya ülkesi, hem halka, hem kendine çoktan yetip artıyordu... Daha sonra giden tanrıça Atena da, girdiği her savaşta bir başarı ve bütün dünyaya yayılacak ün ve şan önerdi... Paris bu sunuya da gülüp geçti: Çünkü ülkesinin onu tanıması bile yeterliydi... Zaten oldum olası hiç sevmiyordu savaşları. En sonunda tanrıça Afrodit geldi kulübesine. Afrodit, hemen şal ve entarisini savuraraktan birkaç kez havada döndü... Sonra Paris’e yaklaşıp; “Beni evren güzeli seçersen, bütün dünyaya aşk ve kardeşlik saçacağım” dedi bütün sevecenliğiyle. “Ve bu aşk, dünyanın zembereği olacak... Artık savaşlar da, insanın insana kul köle olması da bitecek. Onun yerine insanlığın altınçağı başlayacak! Ayrıca sana benim dengim olan Yunanistanlı güzel Helena’nın aşkını da bağışlayacağım!..”
Bu sunu çoban Paris’in başını döndürdü. Bütün gece uyuyamadı!
Bir süre sonra Kazdağları’nda, Baştanrı Zeus’un ve tekmil tanrıların huzurunda düzenlenen ilk evrensel güzellik yarışmasında Paris, tanrıça Afrodit’in evren güzeli olduğunu açıklayıverdi!.. Ve altın elmayı da ona sundu: Afrodit de, birara Yunanistan’a giden Paris’e verdiği sözü tutmak üzere, Eros’u görevlendirdi. Eros, aşk okları gönderip güzel Helena’yı Paris’e deli divane âşık etti... Ve Helena da apar topar Paris’le Troya sarayına gelin geldi. Yunanistanlı Başkral Agamemnon, güzel Helena’nın zorla kaçırıldığını öne sürdü hemen. Bu konuda Baştanrı Zeus’la birkaç kez konuştuğunu söyledi. Ve Zeus’un kendisini Helena’nın namusunu temizlemekle görevlendirdiğini açıkladı....
Bu nedene dayanaraktan kent krallıklarından topladığı ordularla, Troya surlarına dayandı Başkral Agamemnon!.. Ve tanrılar da, yıllar süren bu savaşlara sürekli katıldılar...

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.