Cem Aziz Çakmak yeniden doğdu

Tarihi Beşiktaş Askeri Müzesi’nde toplanan yaklaşık 250 kişinin her biri o gün Cem Aziz Çakmak oldu. Gözler birbirlerini süzüyor, “Acaba kim hangi Cem’i anlatacak?” diye özlem ve merakla bekliyordu.

Cem Aziz Çakmak yeniden doğdu
03 Temmuz 2016 Pazar 11:58

Füsun İkikardeş

Tarihi Beşiktaş Askeri Müzesi’nde toplanan yaklaşık 250 kişinin her biri o gün Cem Aziz Çakmak oldu. Gözler birbirlerini süzüyor, “Acaba kim hangi Cem’i anlatacak?” diye özlem ve merakla bekliyordu.
Anma töreni sessizce başladı. Balyoz mağduru dava arkadaşı E. Albay Barbaros Büyüksağnak tok sesiyle programı sundu. Şehitler için saygı duruşu yapıldı, hep bir ağızdan İstiklal Marşı söylendi. Sahneye kurulan panoda gökyüzü ve denizin karıştığı bir fotoğrafta Cem Aziz Çakmak yüksekten topluluğa bakıyordu. Sözler özgeçmişiyle başladı. 1983 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra güverte subaylığıyla mesleğe başlamış seyir ve harekat subaylığı görevleri, vb. derken yüksele yüksele Askeri Ataşeliğe ulaşmış, ancak bahriyenin bu seçkin evladının eşsiz hizmetleri, en verimli çağında Hasdal ve Silivri cezaevlerinde mahpuslukla sona erdirilmişti.

ANA BABA BİR ÖZ KARDEŞİ
Sonra gazetemiz yazarı gazeteci Mustafa Mutlu kürsüye geldi. Cem Aziz Çakmak’ın hapiste yazdığı şiirlerin toplandığı “Hücremin Lumbuzundan” kitabına yazdığı önsözü okudu, “anne baba ayrı, öz kardeşi” Cem Aziz Çakmak’ı selamladı.
Ardından gelen konuşmacı 20. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’ti. Cem Aziz Çakmak’ı boynunda dürbünüyle güvertede ilk rastladığı günü andı. O’nu iyi bir asker, iyi bir baba olarak tanıdığını, uğradığı haksızlığın hesabının mutlaka sorulacağını söyledi.
Mesai arkadaşı Amiral Atilla Kezek, konuşma sırası geldiğinde, Çakmak’ın hastalığı sırasında gösterdiği dirayeti ve kendini bir yana bırakıp yakınlarını ve doktorları yatıştırmaya çalışmasını aktardı. Kezek’in silah arkadaşlarına ve komutanlarına da iki çift sözü vardı. Etmeden geçemedi. Genelkurmay’ın 1 Nisan 2015 günü Balyoz kararı sonrası yaptığı basın açıklamasındaki şu sözleri hatırlattı: “TSK olarak hukukun üstünlüğüne saygı gereği ve adil yargılanma ilkesi çerçevesinde söz konusu yargılamanın hakkaniyete uygun neticeleneceğine olan inancımız sürekli muhafaza edilmiş ve verilen kararla bu yöndeki inanç ve beklentilerimizin haksızlığı ortaya çıkmıştır.” Atilla Kezek, bu ifadelerin sonunda “Pes doğrusu!” dedi. “Amiral Cem Çakmak gitti. Kin ve nefretle gitmedi. Ama sessiz kalanlara dargın gitti. Ona borcumuz var, her yerde bunları dile getireceğiz” sözleriyle bitirdi konuşmasını.
Ulusal Kanal programcısı Gülgün Feyman, Cem Aziz Çakmak’ın şiir kitabından iki şiiri seslendirdi. Salon, hep birlikte sessizce gözyaşlarını akıttı. Gazetemiz yazarı Amiral Cem Gürdeniz, dava arkadaşını anlatırken yaşamından çarpıcı kesitlere yer verdi. Mesela, 1999 Gölcük depremindeki kahramanlığı öyle bir kesitti ki, bilenler de bilmeyenler de bir kez daha nasıl bir değere kıydıkları gerçeğiyle yüzleşti, yürekler taş kesti. O’nunla Hasdal’a gönderilen ilk muvazzaf denizciler olduğunu övünçle anlattı.

TUNCER’İN OĞLU OLDU
Sıra Gülsen Tuncer’in şiir dinletisine geldi. Tuncer, Cem Aziz Çakmak’ı hiç tanımamıştı, ama doğursaydı, onun yaşında bir oğlu olacaktı. O gün Cem Aziz Çakmak, Gülsen Tuncer’in oğlu oldu. Çakmak’ın şiirlerinden üçünü okudu, sonunda göz yaşlarına hakim olamadı. Zorlukla yerine geçebildi. Sanki o sahnede kucaklaşmışlardı.
Tiyatro sanatçısı Utku Erişik, Nazım Hikmet’ten şiir dinletisinde, tam da Tuğamirale yakışır bir şiir seçmişti: Kuvayı Milliye Destanını okudu Cem Aziz Çakmak. Neden, ne uğruna canını verdiğini Nazım’ın dizeleriyle anlattı. Sahneye biricik sevgilisi, 32 yıllık hayat arkadaşı Sevgi Çakmak geldi. Heyecandan konuşmakta zorlandı Sevgi Hanım. Kendisine ve ailesine öyle bir isim, öyle bir miras bırakmıştı ki, o miras ayakta kalmasını sağlıyor, yapılanların hesabını soracak gücü ona veriyordu. Herkese çok teşekkür etti, yalnız değildi.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.