Bir Ermeni soykırımı yalanı daha çöktü

Talat Paşa hükümetinin Maarif Nazırı İttihatçı Ahmet Şükrü Efendi, döndü dolaştı 1926’da Atatürk’e suikastten idam edilmiş oldu. Oysa, Ahmet Şükrü Efendi 1949’da eceliyle hayatını kaybetmişti. Gerçeği, torunu Aydınlık’a anlattı

Bir Ermeni soykırımı yalanı daha çöktü
22 Mayıs 2016 Pazar 11:39

Sevgi Özkara
Belge Yayınları’nın 2000 yılında yayınladığı “Malta Belgeleri İngiltere Dışişleri Bakanlığı Türk Savaş Suçluları Dosyası” adlı kitapta, İngiliz arşivlerinden sözde belgelere dayanarak İttihatçılar, 1915 Olayları ve Ermeni Soykırımı ile suçlanıyor. Yayınevinin sahibi, Batı’nın proje görevlisi olarak tanınan Ragıp Zarakolu... Yazarı, Vartkes Yeghiayan. Önsözü Ali Sait Çetinoğlu yazmış ve “Malta Belgeleri’nin izini sürmek Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun da sorgulanması demek” sözleriyle kitabın iddiasını özetlemişti. Kitaptaki pek çok yalan dolandan biri de, ‘2763 No’lu Malta Sürgünü’ olarak adı geçen İttihat ve Terakki üyesi Ahmet Şükrü Bey hakkındaki iddialar...
Ahmet Şükrü Bey’in torunu, fizik öğretmeni Tuncay Çığman, elinde belgelerle dedesi hakkında yapılan tahrifatları yalanladı.

‘KRONİK AYYAŞTI YALANIYLA BAŞLAMIŞLAR’
| Kitapta yazılanlara dayanarak dedeniz Ahmet Şükrü Bey’i anlatır mısınız?

Aslında dedemi çok iyi tanıyamadım. Ben küçükken kaybettik, çok yaşlanmıştı. Onu daha çok dayım ve anneannemden dinledim. Memleketin saygın ailelerinden birinden geliyordu, herkesin saygı gösterdiği, sevdiği, sevecen bir insandı. Kitapta ‘kronik ayyaştı, çok ahlaksızdı, fena tanınırdı’ gibi iddialar kesinlikle doğru değil.

| Dedenizin İttihatçı kimliğinden bahsedelim mi?
Dedem mutasarrıftı, 40 yıllık bir eğitimle yetişiyor. Şimdinin profesörü gibi. Kastamonu’da görev yapıyor, milletvekili seçiliyor. İttihat ve Terakki Hükümetinin Maarif Bakanı.

| Bakanlığı döneminde Ermeni öğretmenleri işten attığı yazılmış kitapta...
Böyle bir şey yapacak yapısı yoktu dedemin. Ailemin hem Ermeniler hem de Rumlarla ilişkileri hep iyi olmuştur. Hatta bir anımı anlatmak isterim. Ben anneannemden bir kez tokat yedim. Kıbrıs çıkartması sırasında o heyecanla teyze kızlarıyla birlikte pencereden dışarı ‘Kıbrıs Türktür’ diye bağırmıştık. Komşularımız Rum’du. Anneannem hemen gelip ‘Siz utanmıyor musunuz? Rum komşularımız var, onları korkutacaksınız’ dedi ve bize birer tokat attı.

‘SUÇLAMALAR İNGİLİZLERE AİT’
| Dedenizin 21 Eylül 1919’da Malta’ya sürgün edildiği yazılmış...

Yok öyle bir şey. Dedem Malta’ya sürgüne gönderilenler arasında değildi. Kaldı ki Malta’ya sürülenler bile herhangi bir şeyle suçlanamadı. Soykırım yapıldığına dair hiçbir delil yok ellerinde. İngilizlerin de ‘Türk savaş suçluları’ adı altında belgelerinin olması mümkün değil.

| Kitaptaki en büyük iftiraya gelirsek: Ahmet Şükrü Bey’in, Atatürk’e suikast girişiminde müdahil olduğu, İstiklal Mahkemesinde yargılanarak 1926’da idam edildiği iddia edilmiş.
Kesinlikle yalan. Ben dedemi tanıdım, öldüğü günü bile hatırlıyorum... Dedem 1949’da eceliyle öldü. En önemlisi ölüm belgesi burada. (Gülüşmeler)

| Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Dedelerimiz için mücadele etmek fevkaladelik değildi. Büyük mücadelelerin içine girerler, ama yine de görevlerini yaptıklarını düşünüp çok fazla anlatmazlardı. Keşke biz dedelerimizin mücadelesini daha iyi araştırabilseydik. Günümüzde emperyalizm yine halkları birbirine kırdırmak ve ülkeyi içerden yıkmak için uğraşıyor. Bunu da yalanlarla yapmaya çalışıyor. Ermeni ve Rum yurttaşlarımızın da emperyalist yalanlardan rahatsız olduğunu düşünüyorum ben. Bu ülkede beraber, kardeşçe yaşayacağız.

İTTİHATÇILAR VATANSEVER İNSANLARDI
| Kitapta Ahmet Şükrü Bey’e karşı Ermeni mezalimi gibi doğrudan bir suçlama yok, ama İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni övdüğü için ‘kötü şöhretli suçlular’ listesinde adı verilmiş. Diaspora ve Batı devletlerinin İttihat ve Terakki Fırkasına yönelik saldırılarını nasıl yorumluyorsunuz?

Bu siyasi görüşteki insanlar vatansever insanlardı. Ülkeyi emperyalist baskılardan kurtarmak için fevkalade bir çaba içindeydiler, İttihat ve Terakki’nin kuruluş amacı da buna dayanıyordu. Vatan savunması yapıyorlardı. Tabii Çanakkale Savaşı başlamışken Taşnak çeteleri gibi içerden bir takım yıkıcı aktörlerin bulunması istendi. İttihatçılar da Ermenilere yönelik tehcir kararını almak durumda kaldılar. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşıyla ilgili anlatılan hikayeleri de dinledim. O dönemin insanları evet kahramanca savaştılar ancak insanlıklarını hiçbir zaman kaybetmediler. Diğer yandan İttihat ve Terakki kurtuluş mücadelesinin çekirdeğini oluşturan bir örgüttü. Emperyalizme karşı bir mücadeleydi bu. Diasporanın da onları suçlaması normal çünkü düşman safındalar. Bizim büyüklerimiz hep dürüst ve doğru davranmayı seçtiler.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.