Betonlaşmamış Adrasan yaralarını sararken

Geçen hafta doğaya büyük zarar veren turizm beldesi Adrasan’daki yangının sebebi ya da faili henüz bulunamamış. Umarız bu doğallık bozulmaz

Betonlaşmamış Adrasan yaralarını sararken
03 Temmuz 2016 Pazar 11:03

Kadim Ülker / Viyana

TÜrkiye’nin betonlaşmadan nasibini henüz almamış kıyı şeritleri var. Doğal kalmasını umut edeceğimiz sahillerden birisi de Antalya’nın Kumluca Kasabası’nın Adrasan Mahallesi’dir. Adrasan’ın hala doğal kalmasının nedenlerinden birisi de sahilin uluslararası turizme uygun olmamasıdır. Bir zamanlar Fransız ve İngiliz turizm işletmeleri Adrasan sahillerine turist getirmişler. Ancak Adrasan’ın Antalya Havaalanı’na uzak olmasından ve sahilde bulunan otellerin lüks oteller olmamasından Fransız ve İngilizler Adrasan’dan uzaklaşmışlar. İyi de etmişler.
Böylece Adrasan yerli turistlere kalmış. Adrasan, Antalya’dan Kemer Kumluca yönünde yaklaşık 80 km. uzaklıkta. Antalya’dan Batı’ya uzanan ana yoldan da yaklaşık 12 km içerde. O hatta Adrasan’dan önce Çıralı ve Olimpos var. Olimpos ve Çıralı da yoğun turist alan sahillerdir.
***
Adrasan, denizinin ve kumunun temizliğinden, otelin denize yakınlığından dolayı, dinlenmek ve sakin bir tatil yapmak isteyenler için çok uygun bir tatil beldesi. Burada barlı ve diskolu eğlence isteyenler hayal kırıklığına uğrarlar. Doğa sevenler ve doğayla iç içe olmak isteyenlere Adrasan bire bir. Çavuş Köy’den sonra ulaşılan sahil meşhur Likya gezi yolu hattında bulunmakta. Geziye, yürüyüşe ve koşuya çıkmak isteyenler, ister sahil boyunca, isterse Likya Yolu boyunca Deve Çiftliği yönüne koşabilir, yürüyebilirler. Bu yürüyüş boyunca çam ormanların serinliği yazın sıcaklığını hissettirmezken, Deve Çiftliği yakınında yapılmış şato vari evi ormanın içine nasıl kondurmuşlar diye sorulabilinir. Sahilden Likya yolu Borunca Deve Çiftliği’ne kadarki 2 km’lik mesafeyi yürüyüş ve koşu ile katedenler, balları ağaç dalında damlayan keçi boynuzları ile ödüllendirilirler.
Sadece yürüyüş yolu olarak kalmış tarihi Likya Yolu’nun dışında orman içine yeni yollar açılmış. Orman yangınına zamanında müdahale edilebilsin diye yol yapımında yüzlerce ağaç kesilmiş ve dağların eteklerinde büyük yaralar açılmış.
Adrasan Koyu’nda yaklaşık 2 km uzunluğunda kum plaj bulunmakta. Plaja paralel olarak yapılmış bir yol, yolun sağı plaj, hemen solu ise oteller, lokantalar ve küçük alışveriş yerleri bulunmakta. Otelden deniz havlusunu alıp, bir iki dakika içinde plajda olunuyor. Plajda seyyar satıcılar gün boyu mısır ve incir gibi yöreye ait meyveler satmakta. Kendisini “Canavar Mısırcı” diye tanıtan “canavar geldi canavar” diyerek genç hanım sahilde kaç defa gidip gelmekte kendi de bilmiyordur.
Yılda yaklaşık 200 bin turistin geldiği ve konakladığı tahmin edilen sahilde bulunan otellerin arasında bir sağlık ocağı veya bir hekimin bulunmaması iki yıldır karşılaştığımız kalp krizi olaylarında dikkatimizi çekmişti. Antalya Otogarından sabahtan akşam saat 18.00’e kadar hergün sürekli minibüsler kalkmasına rağmen, Adrasan’a ziyaretçilerin çoğu arabalarıyla gelmekte. Bunun için olsa gerek, plaj ile oteller arasında oldukça geniş araba park yerleri yapılmış. Ancak özellikle Cumartesi ve Pazar günleri arabalarıyla yoğun ziyaretçi akınına uğrayan Adrasan’da bu park yerlerine pek ragbet edilmezken, hafta sonunda akşamları sahilden arabaların ayrılması hayli zaman almakta.
***
Adrasan Koyu’da bulunan sahilin önü deniz, sağı, solu ve arkası dağlarla çevrili. Sahilin doğusunda Musa Dağı çok görkemli duruyor. Adrasan’ın sembolü olmalı Musa Dağı. Batısında da sık ağaçlarla dolu denizin içine bir dağ uzanıyor. Plajın arkasında Markis tepesi bulunuyor. Buranın ağaçları geçtiğimiz yıl tümüyle yanmış. Geçen yıl yanan ağaçlar küllerin içinde yaralı olarak ayaktaydılar. Bu sene o alanda ağaçlandırma çalışması yapılmış, toprağın kırmızılığını küçük fideler henüz kapayamamışlar. Uzun süre de kapayacağa da benzememekte. Ağaçlandırma çalışmaları yapılmış tepeye, OGM’ye ait telefon numarası beyaz taşlarla yazılmışken, en yüksek tepeye de bir Türk bayrağı dikilmiş, bayrak yaralı Adrasan üzerinde Akdeniz’e karşı nazlı nazlı dalgalanmakta. Otel işletmecilerinden bir hanım OGM görevlilerine ağaçlandırma çalışmalarını sonlandırdıktan sonra teşekkür eder, bir de soru sorar. “Benim bildiğim bayrağımız bir zafer elde ettikten sonra, zaferin elde edildiği yere dikilir, bayrağımızı oraya diktiniz de bu neyin zaferidir? Daha orman yangınının sebebi veya yakanın kendi henüz bulunmadı”. Yangının sebebi bulunmamış, ancak hala betonlaşmaya direnen Adrasan dağları yaralarını sarmaya çalışmakta. Umarız bu doğallık bozulmaz.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.