Adını kurtarıcısından alan şehir Ho Chi Minh...

İşgaller, savaşlar ve direnişlerle özdeşleşmiş bir tarihi olan Vietnam’ın liman şehri Ho Chi Minh, sizi havaalanı çıkışından itibaren şehrin her yerinde dalgalanan orak çekiçli kızıl bayraklarla karşılıyor

Adını kurtarıcısından alan şehir Ho Chi Minh...
12 Haziran 2016 Pazar 15:13

Tülin Uygur

Ho Chi Minh şehrinin eski adı Saygon. Bir balıkçı köyü olarak Khmerler tarafından kurulmuş, bu topraklar o zamanlar Kamboçya krallığına ait. Kuzeyden gelen Vietnamlılar 1600 yıllarında bu köyü ele geçirmişler ve Saygon adını vermişler.
Cizvit papazlar sahnede
1500 yıllarında Cizvit papazlar ortaya çıkıyor. En ünlüleri Alexandre de Rhodos 1616’da Vietnam’a gelmiş, Latin alfabesiyle bir Vietnamca-Portekizce sözlük hazırlamış. Böylece Vietnam’da bugün kullanılan Latin alfabesinin temelini hazırlamış. Din bir yana, Cizvitler sömürgeciliğin öncüleri. Kısa sürede ortama uyum sağlayıp, din ve ticaret işlerini öyle bir ilerletmişler ki hanedan kavgalarında taraf dahi olmuşlar. Kukla imparatorlar seçtirip, imtiyazlar, mevkiler elde etmişler. En ufak bir baskıyla karşılaşınca da Fransız imparatorundan yardım dilemişler. Yani Fransa bu topraklara “Katoliklerin koruyucusu” sıfatıyla gelmiş. Fransızlar 1858 yılından başlayarak bugünkü Vietnam, Laos ve Kamboçya olarak bilinen bölgeyi sömürgeleştirmiş. 1902 yılında da bu üç sömürgeden oluşan Çinhindi Birliği’ni kurmuş.

DOĞU’NUN İNCİSİ
Fransızlar 1859’da aldıkları Saygon şehrinde “küçük Paris” yaratma azmiyle öyle bir çabaya girmişler ki bugünkü Ho Chi Minh şehrinde halen pek çok izleri görülebiliyor. Şehir yollarını süsleyen dev ağaçlar, botanik ve hayvanat bahçesi Fransızların eseri. Daha sonra elektrik, temiz su ve kanalizasyon sistemi derken demiryolu, tramvay ve otomobili de Fransızlar getirmişler. Bir de Fransız mimar ve mühendislerin yaptığı binalar var. Fransızlar bir yandan batının modernliğini getirirken, bir yandan da kurdukları despotluk rejiminde Vietnamlıları ağır vergiler altında köle ücretleriyle çalıştırmışlar.
Fransızlar bu zengin ve stratejik toprakları bırakmamak için uzun yıllar savaşıyor. Ama Vietnam’ın bağımsızlığı için savaşan Ho Chi Minh ve Nguyen Giap önderliğindeki Vietminh gerillaları karşısında tutunamıyorlar. Hem de ABD’nin 15 milyon dolarlık askeri yardımına rağmen. Fransızlar 7 Mayıs 1954’te Dien Bien Phu savaşını kaybedince Vietnam’dan çekiliyorlar.

HO CHİ MİNH SOKAKLARI
Ho Chi Minh yeni ve eskinin bir arada olduğu bir şehir. Şehir merkezindeki sömürgecilerden kalma tarihi ama çoğu bakımsız binalar, dev ağaçların süslediği dar sokaklar, birbirinden güzel el işleri, sanat eserleri satan küçük butikler çok güzel. Konik Vietnam şapkalarıyla kaldırımlarda yemek, atıştırmalık satanlar, bisikletinin arkasına koyduğu sepetlerde dut dahil taze tropik meyveleri satanlar, kaldırım kahveleri geleneklerin kaldırımlarda sürdürüldüğüne işaret ediyor. Binlerce motosikletten yayılan rahatsız edici egzoz kokusuna rağmen zevkle gezilebilen bir şehir Ho Chi Minh. Üstelik sanki hiç uyumuyor bu şehir. Tabii bir de devasa kolonyal oteller, yeni zenginlere pazarlanan dev plazalar, havuzlu siteler, şık restoranlar, lüks arabalar var. Her türlü malın satıldığı, şakayla karışık pazarlıkların yapıldığı, samimi bir ortamı olan “Benh Tanh” gibi kapalı çarşıların yanı sıra tanınmış markaların birbiri ardına sıralandığı gösterişli caddeler, gece kulüpleri ve barlar var. Tüm bu zıtlıklar arasında dikkat çekecek şekilde her yerde orak çekiçli kızıl bayraklar asılı. Şehrin adı da bir savaşa işaret ediyor, eski güneyliler ve uluslararası tüm şirketler, oteller Saygon adını kullanırken resmi kurumlar ve antiemperyalistler Ho Chi Minh adında ısrarcı.
1975 yılında açılan müze, Amerikan Savaş Suçları Müzesi olarak da biliniyor. Amerikan emperyalizminin 1945-1975 yılları arasında bu ülkede hiçbir ahlaki sınır tanımadan nasıl savaştığını anlamak için görülmeli. Resmi tahminlere göre 500 bin çocuk çeşitli sakatlıklarla doğarken, savaşın son 10 yılında 4,8 milyon insan da bu bombalardan etkilenmiş. Müze bahçesinde helikopter, tank dışında 6.800 kg ağırlığındaki konvansiyonel bir bomba sergilenmekte. 14 tutuklunun kaldığı 2,7 metre uzunluğunda, 1,5 metre genişliğinde ve 3 metre yüksekliğindeki kafesler, en son 1960 yılında kullanılan Fransız giyotini savaşın boyutunu kavramaya yardımcı oluyor. Amerikan Savaşı, Vietkong tanklarının cumhurbaşkanlığı sarayına girip kızıl bayrağı göndere çekmesiyle son buldu. İşte bu saray şimdi “Bağımsızlık Sarayı” veya “Yeniden Birleşme Sarayı” adı altında bir müze haline getirilmiş. Saray bahçesine giren tank, Amerikan helikopterleri bahçede sergileniyor.

CU CHİ TÜNELLERİ
Vietkong gerillaları, Ho Chi Minh şehrinden yaklaşık 70 km. uzaklıktaki Cu Chi ormanlarında neredeyse her adımı tuzaklarla dolu toplam 250 km. uzunluğunda müthiş bir yer altı dünyası yaratmışlar. Birbirine bir örümcek ağı gibi bağlı, bazı yerlerde dört kata ulaşan tüneller Fransız sömürgecilerine karşı II. Dünya Savaşı sonrasında kazılmaya başlanmış, daha sonra ABD’nin Vietnam’daki askeri varlığını ve saldırılarını artırmasına paralel olarak tünel kazıları artmış. Genelde elle ve parçalar halinde kazılan tüneller Saygon’un dış mahallelerinden Kamboçya sınırına kadar olan bölgeyi kapsıyor. Tabii tünel deyince yanlış anlaşılmasın, bazılarında sürünerek, bazılarında ise iki kat eğilerek ilerlemek gerekiyor. Sahra hastanesi, mutfak, üretim alanları var tüneller içerisinde. Tünel girişlerini yapraklarla dolu bir zeminde tespit etmek imkansız. Tüneller öyle ustalıkla birbirine bağlanmış, nehre ulaşması sağlanmış ki, aylarca ormana tüm giriş ve çıkışlar engellense hatta orman yakılsa dahi Viet kong gerillaları su ve gıda sıkıntısı olmadan yaşamlarını ormanda devam ettirebilmişler. Mutfakta pişen yemeklerin bacası kokunun yayılmaması için oyulan ağaç gövdelerinden geçirilerek yukarıya verilmiş. Ocak 1966’da yaklaşık 8 bin Amerikan ve Avustralya askerinin Cu Chi ormanlarında “tünel farelerini” yok etme operasyonu B-52 bombalarına rağmen başarısız olmuş. Bir yıl sonra 30 bin askerle yapılan operasyon da portakal gazına, katliamlara, sivil halkın bölgeden sürülmesine rağmen başarısız olmuş. 1968 yılında “ülkemizin tarihindeki en büyük savaşı başlatıyoruz” diyen Ho Chi Minh’in gerillalarına “göğü çatlatın, toprağı sarsın” emrini verdiği Têt saldırısında tünelleri kullanan Vietkong ve Vietminh birlikleri Amerikan askerlerine karşı büyük zafer kazanmışlar. Zaferin ağır bedeli olarak 50 bin Vietkong savaşçısı da hayatını kaybetmiş! Burası bir müze orman haline getirilmiş, Amerikan askerlerine karşı verilen direnişle ilgili bir belgesel film de izletiliyor. Ormanın güvenli hale getirilmiş kısmında yanmış tanklar, B-52 bombalarının açtığı dev çukurlar arasında dolaşılıyor. Sürekli otomatik silah sesleri duyuluyor, ormanın bir bölümü atış alanı olarak ayrılmış, isteyen parasını ödeyip otomatik silahlarla atış yapabiliyor.

CAO DAİ TAPINAĞI
Mekong nehri yolunda karşımıza çıkan Cao Dai tapınağı çok canlı renklerle süslenmiş duvarları, ejderhalarla bezenmiş sütunları ve bulutların resmedildiği tavanıyla son derece ilginç. Cao Dai dini de 1920 yıllarında “kusursuz” bir din yaratmak adına Budizm, Hıristiyanlık, İslam, Taoizm ve Konfuçyanizm’in önemli değerleri alınarak yaratılmış. Tapınak her dinden inanan insana açık, herkes kendi dini sembolleriyle tapınağa gelebiliyor, sadece tapınağa girerken beyaz kıyafet giyilmesi şart koşulmuş.

POSTANE
Şehrin merkezindeki postane de tam bir kolonyal yapı. Aslında Sirkeci’deki Büyük Postane gibi, içeriye girince hayranlıkla tavanı, etrafı seyredebileceğiniz bir yer. Bazı yan bölümleri ve tam ortasındaki alan ticari amaçla hediyelik eşya satanlara verilmiş. Duvarda kocaman bir fotoğrafta “Ho amca” gülümseyen yüzüyle etrafa sıcaklık saçıyor. 1970’lerde Vietnam’ın emperyalizme karşı verdiği mücadeleye binlerce kilometre öteden destek vermenin getirdiği coşkusuyla geldiğim bu şehri karmaşık duygularla gezdim. Emperyalizme karşı verilen bağımsızlık savaşının henüz bitmediği çok açık.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.