Tokat gibi bir kitap: İslam’da Şiddet

Bu dönem “Barbarlık” dönemidir. Barbarlık döneminde küresel kapitalizm, yarattığı ve kullandığı figürlerle, dinler arası savaşı ortaya koyacak; etnik milliyetçilik ve faşizan hareketleri pompalayacaktır. Barbarlık döneminde yaratılan “kaos” düzeniyle yeni bir ”sömürge sistemi” belirlenmektedir. Bu dönemde din ve milliyetçilik kavramları önemli figürler olarak kullanılmaktadır.

Tokat gibi bir kitap: İslam’da Şiddet
27 Kasım 2015 Cuma 15:04

Okan Gökay Emgengil

Küresel kapitalizm ve sömürü düzeni, içinde bulunduğumuz yüzyılda kanlı bir sürece girmiştir. Bu sürecin ilk aşaması, 1989’da Soğuk Savaş’ın bitmesiyle başlayan, sınırların kalkarak sınırsız tüketimdöneminin yaşandığı küresel ekonominin “balon” dönemidir. Birinci dönemin belirgin özelliği, piyasalarda bol miktarda sıcak paranın döndüğü, üretime dayanmayan sanal bir “soygun” düzeni olmasıdır. 2001’de İkiz Kulelere yapılan saldırıyla ilk aşama sona ermiş, “küresel terör” dönemine girilmiştir. Bu dönemde ABD küresel terörü bahane ederek saldırgan (haydut devlet) bir siyaset izlemiştir. 2011 yılında Tunus, Mısır, Libya ve Suriye’de başlayan olaylarla birlikte Usame Bin Ladin’in öldürülmesi üçüncü dönemin başlangıcıdır. Üçüncü dönemde küresel ”soygun” düzeni daha tehlikeli, saldırgan ve kanlı bir yapıya bürünecektir. Bu dönem “Barbarlık” dönemidir. Barbarlık döneminde küresel kapitalizm, yarattığı ve kullandığı figürlerle, dinler arası savaşı ortaya koyacak; etnik milliyetçilik ve faşizan hareketleri pompalayacaktır. Barbarlık döneminde yaratılan “kaos” düzeniyle yeni bir ”sömürge sistemi” belirlenmektedir. Bu dönemde din ve milliyetçilik kavramları önemli figürler olarak kullanılmaktadır. Hıristiyan yeni muhafazakârların “Armageddon” ve “Mesih” anlayışlarına karşı Müslüman kökten dincilerin İslami Cihad hareketlerinin yansımalarını, Irak, Suriye’deki savaş ve yıkımda, Ankara, Paris ve Afrika’daki katliamlarda görmekteyiz. Yoksulluk, açlık, savaş ve katliamlarla, göçmen dalgaları, Barbarlık döneminin utanç sayfalarından bazılarıdır.
Bu bağlamda, Arif Tekin“İslam’da Şiddet” adlı son kitabında konuya, çok farklı bir açıdan bakmaktadır. Arif Tekin’in diğer kitaplarında olduğu gibi yazarın düşüncelerini kabul edip etmemekte serbestiz. Tek bir kitap okumakla sağlam bir düşünce oluşturulamaz. Ancak, yazarın İslam alemindeki güvenilir sayılır kaynakları referans göstermesi, ayet ve surelere ağırlık vermesi, okuyucuya ışık tutacaktır.
Arif Tekin ses getirecek bu kitabına, ”hiç kimsenin ırkına, dinine, rengine, cinsiyetine bakmaksızın tüm insanların kardeşliği için emek harcayanlara” ithaf ederek başlıyor. Birinci bölümde, konuya ilişkin ayetlerle İslami inançta şiddetin hep olduğunu ileri sürüyor:
“Kim İslam’dan başka bir dine yönelirse, onun ki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir. Allah katında din ancak İslam’dır.” (Al-i İmran ayetler 19 ve 85)
“Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim.” (Maide suresi, ayet 3)
“Allah ve resulüyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur: Öldürülürler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir ya da bulundukları yerden sürülürler. Bu onlar için dünyada bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.”
(Maide suresi, ayet 33)

PEKİ NASIL BİR TANRI İNSANLARIN KATLİNİ HELAL KILAR
Arif Tekin III. Bölümde, Sifü’l Bahr Baskını, Batn-i RabığSeriyesi, Ebva Baskını, Büvat Baskını, Üşeyre Baskını, Cüheyne Baskını, Batn-i Nahle Baskını başlıkları altında Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarının asıl nedenlerini geniş bir şekilde açıklıyor. Yine IV. Bölümde Hz. Muhammedi’n bizzat katıldığı baskınları kronolojik sıraya göreayetler eşliğinde anlatıyor:
“Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. Allah, sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Ahzab suresi, ayetler 26-27)
Arif Tekin, Hz. Muhammed’in şahsen katıldığı baskınlardan birkaçı hakkında bilgiler verdikten sonra ele geçirilen ganimet ve cariyeler hakkında özet bir tablo sunarak şu soruyu soruyor ve arkasından bir sonuç çıkarıyor: “Peki nasıl bir Tanrı insanların katlini helal kılar, mallarını ve kadınlarıyla kız çocuklarını bağlılarına helal sayar? Dünyada ölümlere en çok sebebiyet verenler kutsal dinlerdir. Sadece Haçlı seferlerini düşünelim. İki asır süren bu savaşta milyonları aşan insanlar katledildi. Öyle bir tanrı düşünelim ki, belli bir aşamaya kadar Yahudilik diyor ve hatta tatil günlerini bile belirliyor; cumartesi diyor. Ama bir gün geliyor; hayır ben bu sistemi kabul etmiyorum, sistem laçka olmuş; bunu ortadan kaldırıyorum ve Hz. İsa’yı farklı bir dinle gönderiyorum diyor. Tanrı o eski dine veya mensuplarına o kadar kızıyor ki, daha önce belirlediği cumartesi tatilini pazarla değiştiriyor. Yaklaşık beş asır bu sistemle idare ediliyor. Ondan sonra bunu da beğenmiyor. Bu sefer Hz. Muhammed’i farklı bir formülle gönderiyorum diyor ve tatil gününü yine değiştiriyor, Cuma günü ve artık benim tanrı olarak size Muhammed formülünden başka da formülüm yoktur; sonsuza kadar bununla idare edeceksiniz diyor.”
Yazar, kitabının, İslam’da İnanca Karşı Şiddet başlığındaki VII. Bölümünde, inanç özgürlüğünü kabul eden ayetlerle, farklı inançlara yasak getiren ayetleri karşılaştırarak bir tahlil yapıyor: “İnanç özgürlüğünden söz eden ayetler Mekke’de oluşan ayetlerdir. Bunu kabul etmeyen ayetlerle başka inançları ortadan kaldırmaya yönelik ayetler ise Medine’de oluşmuştur. Bilindiği gibi Hz. Muhammed’in Mekke’de ordusu yoktu, davasının temelini yeni ortaya atmıştı, henüz hazırlık aşamasındaydı. O yüzden özgürlüklerden söz eden ayetlere ağırlık vermek zorundaydı. Medine’ye geçince ilk etapta Yahudileri Medine’den çıkarmaya başladı. Askeri olarak güçlenmeye başladı. Adeta yükseliş devri. İşte bu aşamadan sonra sertlik ayetleri aralıksız inmeye başladı. Bu taktik zamanımızda da geçerlidir.”
“İslam’da Şiddet” kitabının “Kur’an’a Göre Emek-Sermaye İlişkisi” başlığındaki bölümünde ilginç noktalar bulunmaktadır. Yazar bu bölümde, ayetlerin açık bir şekilde gelir dağılımının tanrıya bağlı bulunduğunu, bunun bir kader meselesi olduğunu belirterek, hırsızlık suçunda bile öngörülen ceza ve yaptırımların zengini korumaya yönelik olduğunu, bir taraftan ayetle yoksul insanların kontrol altına alındığını, fakirlik kaderdir denildiğini; diğer taraftan çaldığında önce elleri, bacakları kesildiğini, devam ederse infaz edildiğini, varlıklıyı korumak için, özel olarak fakire karşı lanet terimlerinin bile kullanıldığını dile getirmektedir.
Arif Tekin, “Kültürel Soykırım” başlığındaki son bölümünde, Hicaz bölgesinde yok edilen putlar ve mabetlere yer vermekte; bölgede birçok putun var olduğunu, alternatif Kabelerin bulunduğunu insanların onlara uğrayarak dokunup saygı gösterdiğini; Hz. Muhammed’in Mekke’yi fethettiği yıllarda hepsinin yakılıp yıkılarak tahrip edildiğini belirtmektedir.
Arif Tekin kitabını, “Ben deist, ateist veya başkası da olabilirim; bu ayrı bir konudur. Ancak, kutsal dinler insan ürünüdür, eskiden beri süregelen mitolojik inançların birer versiyonlarıdır; bunun ötesi yoktur. Kutsal dinlerin ötesi bir yerden gelme iddiası ilimle, sosyal realiteyle bağdaşmaz. Ne demek Allah için cana kıymak,insanları kıyımdan geçirmek, mallarını talan etmek, eş ve kızlarını alıp cariye olarak kullanmak? Ne vahim bir durum!”cümleleriyle noktalandırıyor.
Sonuç olarak, Arif Tekin’in “İslam’da Şiddet” isimli son kitabı, cesur yaklaşımı, sorgulayarak tabuları kırması, ayet ve surelerden oluşan zengin kaynakçası açısından tokat gibi bir kitap. Okuyucu hangi görüşten olursa olsun, yazarın düşüncelerini kabul edip etmemekten çok, başka kitaplara da yönlenmesi açısından okumalı.

İslam’da Şiddet
Arif Tekin
Berfin Yayınları
270 s.
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.