Spartalılar kazandı ama Atinalılar hafızalarda

Ölüler ve onların küllerinden nasıl yeniden doğulacağı konusunda inanılmaz çalışmalara imza atan Bertrand Russell, “Bilimsel Bakış”ta bilimin ne olduğunu ve din ile sanat gibi diğer bilme biçimleri ile arasındaki farkı açıklıyor.

Spartalılar kazandı ama Atinalılar hafızalarda
18 Aralık 2015 Cuma 13:42

Hakan Aydın

Ölüler ve onların küllerinden nasıl yeniden doğulacağı konusunda inanılmaz çalışmalara imza atan Bertrand Russell, “Bilimsel Bakış”ta bilimin ne olduğunu ve din ile sanat gibi diğer bilme biçimleri ile arasındaki farkı açıklıyor.
Russell felsefe, bilim, kültür, sanat ve yaşamın her alanına ilişkin yazdığı kitaplarla bilgiyi, bilgeliği seçkinlerin, elitlerin ulaşacağı bir alan olmaktan çıkarmaya çalıştı. Bir şeyi zor, anlaşılmaz, ağdalı biçimde sunarak dağları kendilerinin yarattığını dillendirmeye çalışanların tersine yalın ve herkesin anlayabileceği bir tarzda yazdı.
“Sanat sanat için mi, yoksa sanat toplum için mi?” tartışmasında Russell gözünü kırpmadan toplum için bilim, toplum için felsefe, her şey toplum için dedi. Bu arada “Bilim mi? Sanat mı?” sorusuna da; “Bilim bize doğayı manipüle etme gücü verdiği için sosyal bakımdan sanata kıyasla daha önemlidir,” yanıtını verdi. Ona göre, doğruluk arayışı olarak bilim sanata denktir fakat ondan üstün değildir. Bir teknik olarak bilim, az miktarda içkin değere sahip olmasına rağmen pratikte sanattan çok daha önemlidir.
Bilim çağında yaşıyoruz demenin basmakalıp bir söz olduğunu söylüyor Russell çünkü atalarımız eğer bizim içinde yaşadığımız toplumu gözlemleyebilselerdi hiç şüphesiz ki bizler onlara çok bilimsel gelebilirdik, ama bizden sonra gelecek nesillerin bakış açısına göre durumun bunun tam tersi olması muhtemeldir. İnsan yaşamında bilimin bir unsur haline gelmesi çok yenidir.

İLAHİYATIN ZİHİNLERDEKİ EGEMENLİĞİ
Russell, bilimin insan yaşamı üzerindeki etkisini açıklarken birbirinden ayrı üç konu üzerinde durmak gerektiğini vurguluyor. Bunlardan ilki bilimsel bilginin doğası ve kapsamı, ikincisi bilimsel tekniğin getirdiği artan müdahale gücü ve üçüncüsü de bilimsel tekniğin gerektirdiği yeni örgütlenme şekillerinin bir sonucu olarak meydana gelecek sosyal yaşamda ve geleneksel kurumlardaki değişimlerdir. Örneğin; bir zamanlar insanlar dine içtenlikle, coşkuyla inanır, din uğruna savaşır, birbirlerini direklere bağlayıp yakarlardı. Din savaşlarından sonra ilahiyatın insanların zihinlerindeki bu yoğun egemenliği gitgide zayıfladı. Şu anda onun yerini alan bir şey varsa o da bilimdir. Bilim adına endüstri devrimi yaptık, aile düzenini sarstık, ten rengi farklı olan ırkları köleleştirdik ve büyük bir maharetle zehirli gazlar kullanarak birbirimizi yok ettik. Sorunlardan çıkış yolunu ise geriye dönerek bulamayız Russell’a göre.
Ne tembellik edip çocuksu fantezilere geri dönmek insanların bilimden elde ettiği bu yeni gücü doğru kanallara yönlendirebilir ne de temellere dair felsefi kuşkuculuk dünyanın gidişatında bilimsel tekniğin ilerleyişini durdurabilir. İnsan çekingen ve gönülsüz bir inanca değil, sağlam ve gerçek bir inanca ihtiyaç duymaktadır. Bilgiye olan inancın kaybedilmesi insanın yapmaya muktedir olduğu şeylere dair inancını da kaybetmesi anlamına gelir ve sebeple boyun eğmeyen akılcı, çocukça avuntuların peşinde koşan, ürkek insanlara kıyasla çok daha inançlı, çok daha iyimser kişilere ihtiyaç vardır.
Güneşi, sokağı, bitkileri, hayvanları, taşı, tozu, toprağı, akan ya da duran suyu göremeyen çocukları; iş ve hapishane hücresine dönüşen ev arasında gidiş ve gelişe sıkışan hayatı anlatıyor ve iyi kötü zamanlar arasında gelgitler yaşanmasını, dalgalanmaları anarşik iktisadi sistemin bir sonucu olarak görüyor, Russell. Eğitimin zihni şekillendirmek ve insanı eğitmek gibi iki önemli amacı olduğunu vurguluyor. Atinalılar bunlardan ilkine, Spartalılar ikincisine odaklanmıştır. Spartalılar kazanmış ama Atinalılar hafızalarda kalmıştı…
Sevgi, bilgi ve haz olmaksızın güçle yönetilen dünyada ıstırapların eksik olmayacağına dikkat çekiyor, Russell. İktidar sarhoşluğuna kapılmış bir insanın bilgelikten yoksun olduğunu ve dünyayı yönettiği müddetçe de dünyanın güzellikten ve neşeden yoksun bir yer olacağını ifade ediyor.
Russell’ın bu bilim aşkı ve inancı yaşadığı yıllarda onu barış ve sevgi filozofu, savunucusu yapmakla kalmadı boyun eğmez bir savaşçıya dönüştürdü. Yaşarken de ölümünden sonra da dünyayı etkilemeye devam ediyor.

Bilimsel Bakış
Bertrand Russell
Çev: Funda Sezer
Say Yayınları
246 s.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.