Resim öncelikli midir

Sanatın başka dallarla ilişkisi üzerinde dururken, Leonardo’nun hareket noktası resim sanatıdır. Çünkü ona göre ressam, her nesneyi önce zihninde tasarımlayıp, sonra eliyle biçimlendirdiğine göre her şeyin “efendisi”dir

Resim öncelikli midir
18 Aralık 2015 Cuma 13:46

Kaya Özsezgin

Sanat dalları arasındaki sistematik ayrımların giderek eridiği, uygulamada geçişimlerin yaşandığı bir dönemde, bu dallara ilişkin öncelik sırasından söz etmek de anlamsız bir yorum olacaktır. Oysa geçmiş dönemlerde bu tür yorumlarda bulunmak, sanat dallarının yapısal konumu ve ayrımsal özellikleri açısından gerekliydi. Oysa bütünün parçalarının da birbirlerini karşılıklı olarak belirlediği düşünülüyor daha çok bugün. Örneğin Saussure’ün sistem kavramı, aslında Kant’çı “topluluk kategorisine benzetiliyordu. (Marshall Sahnlis: “Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler”). Sanat kavramı, Rönesans döneminde parçalara ayrılmış bir “bütün”ü ifade etmekteydi. O nedenle ressam, heykeltıraş ya da mimar, ait olduğu dalın salt bir temsilcisi değil, bütün öteki dalların da bilgi ve uygulama alanları için geçerli olan deneyimleri üstlenen bir “sanatçı” idi her şeyden önce.
O nedenle Leonardo’nun geride bıraktığı notlarında, bütün sanat dallarını içeren estetik değerlerin kendi içinde bağımsız olmadığına ilişkin “karşılaştırıcı” bilgilere ağırlık vermesinden daha doğal bir şey olamazdı.
Onun öngördüğü Paragone’nin ayrıntıları üzerinde düşünürken, sanattaki bütünlüğün kanıtlayıcı yorumları ilkten dikkatini çekecektir okurun.

RESSAM EFENDİDİR
Sanatın başka dallarla ilişkisi üzerinde dururken, Leonardo’nun hareket noktası resim sanatıdır. Çünkü ona göre ressam, her nesneyi önce zihninde tasarımlayıp, sonra eliyle biçimlendirdiğine göre her şeyin “efendisi”dir.
Böyle bir referans, her şeyden önce resmin ne olduğu ya da ne olmadığı ikilemi üzerinde temellenecektir. Nitekim Leonardo da öyle yapıyor; ona göre, kaynağını temel ilkelerden alan belleksel her söylem bilim olduğuna göre, bilimin parçası olmayan hiçbir şey doğada bulunmaz. Sanat, deneyimden doğan bir bilgidir. Beş duyumun hiçbirinden geçmeyen bilgi ise temelsizdir ve hatayla doludur. Resim, bu genelleme içine alınamaz. Çünkü hakikatin tek bir varış noktası vardır. Gerçek bilimler ise, “doğru ve net birincil ilkeler” üzerinden yürür, matematik ve geometri gibi kesin sonuçlarla noktalanır. Resim, öncelikle onu düşünenin zihnindedir ama uygulama olmadan “yetkinlik” elde edilemez.
Bu açıdan resim sanatının bilimi, ışık-gölge, aydınlık-karanlık, uzaklık-yakınlık gibi kavramlar üzerine kuruludur.
Resmin hemen arkasından, “son derece değerli” bir sanat dalı olan heykel gelir. Ancak bu sanat dalı, o kadar kusursuz bir “uygulamalı beceri” gerektirmez. O da resim gibi doğadan, perspektif, gölge ve ışıktan destek alır, ancak resim gibi renkleri kullanmaz.
Resim, taklit edilebilir bilimler sınıfına girdiği için, taklit eden açısından yararlıdır. Ancak doğanın bu yeteneği bağışlamadığı kişilere resim öğretilemez. Oysa söz gelimi matematikte öğrenci, hocasının ona öğrettiği kadarını alır.

RESİM, “DOĞANIN TORUNU”DUR
Bütün bunlara karşın, resim, gene de bilimler arasında sayılmıyorsa, bu, Leonardo’ya göre, amacını sözlerle ortaya koymamasından kaynaklanır. Resim, kendini yüceltme yeteneğine sahiptir çünkü. Bu aşamada Leonardo, seyredenler için evrenin güzelliğinin aynası olan gözün, bütün öteki duyumlardan daha fazlasını insana verdiği kanısındadır. Ruh, gözler sayesinde “binbir çeşit şey”i algılar.
Öte yandan resim, aynı zamanda felsefedir, çünkü felsefe de resim gibi artan ve azalan hareketi yansıtmaktadır. Eylemlerinin kıvraklığı içinde resim, biçimlerin yüzeylerini ve renklerini kapsadığı gibi, felsefe de aynı nesnelerin içine nüfuz eder, o nesnelerin kendine özgü özelliklerini gözden geçirir. Ne var ki resim, ressamın yarattığı hakikat duygusuyla yetinmez. Onun ötesine geçer.
Leonardo’nun vardığı sonuç, açıktır: Resmi küçümseyen, yani doğanın gözle görünür biçimlerinin taklitçisi olan resim sanatına uzak duran kişi, “incelikli bir yaratı”yı küçümsemiş olacaktır. Çünkü resim, “doğanın torunu”dur.
Leonardo’nun resim sanatıyla başka etkinlikler arasındaki ilişkiyi incelerken, üzerinde ayrıntılı biçimde durduğu konular, şiir ve müziktir. Müziği “resmin kız kardeşi” olarak tanımlar, nedenine gelince kulak, gözden hemen sonra gelen duyu organıdır. Ne var ki resim, gene de müziği aşar ve ona hükmeder, çünkü müzik gibi yaratıldıktan hemen sonra yok olmaz, ölümlülerin geçici güzelliklerini canlı tutma özelliğine sahiptir resim. Ressamın eseri, doğanın eserinden daha uzun süre değerini korur. En iyi duyuyu, yani gözü tatmin eden şey, resimdir çünkü.

RESSAM VE ŞAİR ARASINDAKİ FARK
Ressam ile şair arasındaki ayrıma gelince, bu, parçalanmış cisimler ile birleşik cisimler arasındaki fark gibidir. Şair, herhangi bir cismin güzelliğini ya da çirkinliğini betimlerken, o cismi parça parça ve değişik zamanlarda gösterirken, ressam, onu, bütünüyle “aynı anda” gösterir.
Leonardo, notlarında bu iki dal arasındaki ayrımları daha ayrıntılı biçimde irdeliyor.
Resim sanatının en yakınında duran heykele gelince, Leonardo, onu resim sanatından farklı olarak bilim kategorisi içine almıyor. Bu da heykelin “son derece mekanik” bir sanat olmasından kaynaklanıyor. Heykel, onu izleyen kişide, resmin aksine, kendinden kaynaklanan bir hayranlık uyandırmadığı gibi, heykeltıraş, ressamın harcadığı çabadan daha ağır bir çabayla yükümlüdür. Ressamın yararlandığı unsurların ötesinde, heykeltıraşın cisim, şekil, yer, hareket ve durağanlığı göz önünde bulundurması gerekir. Ne var ki heykel, resimden daha az yetenek gerektirir, o nedenle birçok doğal özellikten yoksundur.
Leonardo’nun bu notlarını, öğrencisi Francesco Melzi, hocasının ona bıraktığı notlardan (Trattato della Pittura) derlemişti. Notların ilk bölümü, bu karşılaştırmaları temel almaktaydı.

Sanatların Karşılaştırılması (Paragone)
Leonardo da Vinci
Çev: Kemal Atakay
Notos Kitap
115 s. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.