Ölümünün 100. Yılında bir ‘garip tecelli’…

Fikret’in aklıyla inanmak istediği şeye, Akif duygularıyla iman etmektedir. Fikret, dinsiz denecek ölçüde laiktir; Akif, şeriatçı denecek ölçüde İslamcı. Yine de fikri, irfanı, vicdanı hür Fikret “Han-ı Yağma”yı yazabilmiştir büyük umutlar bağladığı ve fakat hayal kırıklığına uğradığı İttihat-Terakki iktidarına karşı.

Ölümünün 100. Yılında bir ‘garip tecelli’…
31 Ekim 2015 Cumartesi 14:53

Mecit Ünal

Fikret’in aklıyla inanmak istediği şeye, Akif duygularıyla iman etmektedir. Fikret, dinsiz denecek ölçüde laiktir; Akif, şeriatçı denecek ölçüde İslamcı. Yine de fikri, irfanı, vicdanı hür Fikret “Han-ı Yağma”yı yazabilmiştir büyük umutlar bağladığı ve fakat hayal kırıklığına uğradığı İttihat-Terakki iktidarına karşı. Akif desteklemiştir İttihat Terakki’yi, ve üstelik Teşkilat-ı Mahsusa’ya dahildir dönemin birçok aydını gibi.

2015, yakın tarihimizdeki birçok önemli olayın 100. yılı. Çanakkale savaşları 1915’te başladı.
1915’te “Sarıkamış Harekâtı” büyük bir bozgunla sona erdi.
Soykırım iddialarına dayanak yapılan tehcir kararının tarihi de yine 1915’tir.
1915 yılı tarihimiz kadar edebiyatımızda da önemli bir yıl.
Romanımıza işçi sınıfını sokan, edebiyatımıza birçok gerçekçi roman kazandıran Orhan Kemal 1915’te doğdu. Sis’in, 95’e Doğru’nun, Tarih-i Kadim’in, Rücu’nun, Şermin’in şairi Tevfik Fikret, 1915’te planlarını kendisinin çizdiği Aşiyan’da öldü. Bütün bunlara ve tarihimizdeki daha başka birçok önemli olayın üzerinden tam yüz yıl geçti.
Edebiyatımız açısından kuşkusuz Tevfik Fikret’in ölümü ile Orhan Kemal’in doğumu önemli iki olay.
Orhan Kemal ile ilgili yıl içinde birçok etkinlik düzenlendi de, Tevfik Fikret, “Evrensel” dergisinin düzenlediği bir anma toplantısı ile “Üvercinka” dergisinin Ağustos 2015 tarihli 10. sayısındaki kapak dosyası ve Kırmızı Kedi Yayınevi’nin yeni basımını yaptığı “Şermin” dışında genellikle kimsesiz bırakıldı.

TECELLİNİN BÖYLESİ
Kapı Yayınları’nın tam 100. yıla denk getirip yayınladığı Süleyman Nazif’in (1870,  Diyarbakır–1927,  İstanbul) “Mehmed Akif” adlı kitabını Fikret bağlamında karşı kapsamda saymak için ise haddinden fazla neden var.
Öncelikle, kitabı yayına hazırlayan M. Ertuğrul Düzdağ’ın sunuda sözünü ettiği “garip tecelli” böyle düşünmemize yol açıyor. “Kitabı ilk olarak 1991 yılında, yine bu tertip üzere neşre hazırlayıp yayınlamıştım,” diyor Düzdağ, “Önemine rağmen bu kadar yıl yeniden basılamaması, garip bir tecelli oldu…” (Mehmed Akif, Süleyman Nazif, Kapı Yayınları, Eylül 2015, İstanbul).
Kitabın yeniden basımının Fikret’in 100. ölüm yılında tecelli etmesinin nedenini bu durumda doğal olarak içeriğiyle açıklamamız isabetli olur. Çünkü Süleyman Nazif, Mehmed Akif üzerine söyleyeceklerini, ağırlıklı olarak Akif ile Fikret’i karşılaştırarak söylüyor. Ne var ki, bu karşılaştırmalar sırasında Akif sağ, Fikret ölüdür ve ölünün ardından kötü konuşup yazmak sağ kişiye göre çok daha kolaydır!
Hazırcevaplığı ve nükteleri ile ünlü Süleyman Nazif’e göre Akif ne kadar milli ve vatanperver ise örneğin, Fikret o denli gayrı-milli ve gayrı-vatanperverdir! Fikret’in Robert Kolej’de öğretmenlik yapması bile hatta, Süleyman Nazif için yeterli bir ölçüttür vatanperverlik konusunda. (Düzdağ için de böyle bu. Bkz. kitaptaki dipnotlar.)

FİKRET AKLIYLA, AKİF DUYGULARIYLA
“Yeisimin derecesini düşünemezsin, kardeşim;” diye yazmıştı oysa Fikret, “kendimi taşlara çarpacağım geliyor. Fakat hani benim kanımla kirlenecek bir temiz taş?” (Türkdili Dergisi, Mektup Özel Sayısı, Temmuz 1974, sf. 207, Sadeleştiren Cevdet Kudret).
Yıl 1899’dur, devir Abdülhamit devri. Edebiyat-ı Cedide’nin öncü şairi Fikret, Süleyman Nazif’i kardeşi kadar yakın buluyor kendisine. Fakat Nazif, Fikret’in ölümünden 4 yıl sonra Mehmed Akif hakkında yazıp zamanın Servet-i Fünun’unda -bu, Edebiyat-ı Cedide’nin Servet-i Fünun’u değildir,- yayımladığı yazılarda Akif’i Fikret üzerinden yücelterek anlatmayı seçiyor. Akif ne kadar yüksekte duruyorsa, Fikret o denli diptedir Süleyman Nazif’e göre ne kadar da büyük bir şair olarak görse de. Buradaki mihenk taşı, iki şairin arasındaki temel farklılığı oluşturan din konusudur. Fikret’in aklıyla inanmak istediği şeye, Akif duygularıyla iman etmektedir. Fikret, dinsiz denecek ölçüde laiktir; Akif, şeriatçı denecek ölçüde İslamcı. Yine de fikri, irfanı, vicdanı hür Fikret “Han-ı Yağma”yı yazabilmiştir büyük umutlar bağladığı ve fakat hayal kırıklığına uğradığı İttihat-Terakki iktidarına karşı. Akif desteklemiştir İttihat Terakki’yi, Teşkilat-ı Mahsusa’ya dahildir dönemin birçok aydını gibi. Ve yine üstelik savaş sırasında götürüldüğü/gönderildiği Almanya gezisinde Alman İmparatoru II. Wilhelm’in davetlisi olarak misafir edilmiş ve Berlin yakınlarındaki esir kampında tutulan Müslüman esirlere yönelik -Osmanlı devleti ile Almanya’nın ittifak içinde olduğu yollu- Alman propagandası çalışmasına katılmıştır.
“Anladım çünkü hakikat başka;
Başka yollardan varılırmış hakka.
Saydığın harikalar, mucizeler
Birer efsun-i zekâdır ki, beşer,
Bi-tevakkuf açıyor sırlarını;
Mucizat ehli unutmuş yarını
Aldanan ve aldatan hep aynı, İsa, Musa
Eski bir tılısımlı yalandır, o asa
İnsanlığın böyle sapıklıkları var,
Putunu kendi yapar kendi tapar” diyordu Fikret…
Kendi içine çekildiği Aşiyan’da yeis içinde ölen Fikret’e kimse bunları yaptıramazdı!

YÜZYILI AŞAN KAVGA
Kapı Yayınları Fikret’in ölümünün 100. yılında yayınladığı bu kitapla ve daha çok da kitabı yayına hazırlayan Düzdağ’ın yönlendirici dipnotlarıyla Fikret’i yerden yere vurmayı murad ediyor aslında. Fikret’le Akif arasında cereyan etmiş olmakla birlikte bu iki şairimizi aşarak iki ideoloji arasındaki mücadeleye dönüşmüş, yüzyılı aşan bir kavgadır bu.
Peki biz ne yapıyoruz bu konuda. Modern şiirimizin kurucularından, şiirimizde din dışı/laik düşünceleri ilk kez cesaretle yazan ve savunan bu öncü şairimizin 100. ölüm yılında ne yaptık, ne yapıyoruz, ne var elimizde?

Mehmed Akif
Süleyman Nazif
Kapı Yayınları
150 s. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.