Menderesi boydan boya yürümek

Kişi büyük bir çabayla kendini aklayabilse de, çevresiyle, dünyayla olan ilişkisinde sıkıntı yaşar. Romanda, benzer sıkıntıları yaşayan kahramanımız İbrahim oğlu İsmail, tam nedenini bilemese de, kaynağından başlayarak Menderes ırmağını boydan boya yürümeye karar verir. Bu yolculuk sırasında hatırladığı kadarıyla tüm yaşadıklarıyla ve insanlığın başından geçen benzeri sorunlarla hesaplaşmaya girişir, onlara anlam vermeye çalışır

Menderesi boydan boya yürümek
04 Aralık 2015 Cuma 14:34

Hasan Akarsu

Günümüzün önemli sorunlarından biri de bir toplulukta suçlanmak, dışlanmak, canından bezdirilmektir. Bir insanın ya da bir nesnenin ne zaman, kimin tarafından, neyle suçlanacağını, uğrayacağını kestirmek güçtür.
“Menderes / Irmağın Gölgesi” kitabında Üstün Dökmen görünür ya da gizli tanıklar, aile içinde veya işyerinde kişiyi akla gelmedik şeylerle, örneğin bir ırmağın gölgesini çalmakla suçlayabilirler.
Kişi büyük bir çabayla kendini aklayabilse de, çevresiyle, dünyayla olan ilişkisinde sıkıntı yaşar. Romanda, benzer sıkıntıları yaşayan kahramanımız İbrahim oğlu İsmail, tam nedenini bilemese de, kaynağından başlayarak Menderes ırmağını boydan boya yürümeye karar verir. Bu yolculuk sırasında hatırladığı kadarıyla tüm yaşadıklarıyla ve insanlığın başından geçen benzeri sorunlarla hesaplaşmaya girişir, onlara anlam vermeye çalışır. İbrahim oğlu İsmail, Menderes ırmağıyla ve tarihteki bazı kişilerle kendisi arasında benzerlikler kurar ve sonuçta, ırmağın denize ulaştığı noktaya vardığında tüm yaşamını değiştirecek beklenmedik bir karar verir.
Yazar, Prof. Dr. Üstün Dökmen 1954 İstanbul doğumludur. Romanları yanında, inceleme, oyun türlerinde ve çocuklara yönelik yapıtları vardır. Yeni romanı “Menderes/ Irmağın Gölgesi” ailede ve toplumda bezdiriye uğrayan bireyin sorunlarını yansıtır.
Romanın başkişisi İsmail’in ailesi, iki oğul arasında ayırım yapar. Baba İbrahim Yemenici, anne Esma, büyük oğul Hasan Adnan ve kardeşi İsmail arasındaki ilişkiler başarıyla anlatılır. Baba İbrahim ayakkabıcılık yapar, işlerini büyütür, şirket sahibi olur. Eşi Esma ikinci oğlu İsmail’i doğurduktan sonra rahimi alınır. Bu uğursuzluğu oğlu İsmail’e yükler ve onu bebekliğinden başlayıp sürekli dışlar. İsmail, tüm öğrenim dönemlerinde ağabeyine göre başarılıdır. Üniversitenin Rus Edebiyatı bölümünü bitirir. Hasan Adnan ise liseden sonra okumaz. Babası da ona güvenip işyerinin sorumluluğunu verir. İsmail, dışlanmışlığı, ailenin bezdiriciliğini sürekli üzerinde duyumsar. Sahaftan alıp okuduğu “Irmağın Gölgesini Çalan Adam” adlı kitaptan etkilenir. Dost olarak Menderes ırmağını seçer, böylece babasını öldürme ya da hayalarına vurma isteğinden uzaklaşmış olur.
Babası İbrahim, İsmail’i kadınsı olmakla suçlarken, Hasan Adnan’ı erkek olarak över. Sonradan Hasan Adnan’ın eşcinsel olduğunun anlaşılması ise güldürü unsurudur. Anlatıcı, erkek egemen toplumdaki kadının küçümsenişini, ataerkil bir ailenin ilişkilerini başarıyla yansıtır. Hasan Adnan evlenir iki çocuğu olur. İsmail ise Rusya’ya gider, orada bir sevgili edinir, Mariya’yla iyi anlaşır, onu ailesiyle tanıştırır. Babası ile ağabeyi Mariya’ya Nataşa gözüyle bakar. Mariya evlerinden kaçarcasına çıkar.
Yazar, İsmail’in okuyup etkilendiği “Irmağın Gölgesini Çalan Adam” kitabına da yer verir. Olay başkişisi Simiroğlu Karya’da yaşar. Menderes ırmağının gölgesini çalmakla suçlanır, mahkemeye çıkarılır. Karısı Hipatina, ünlü avukat Pliadis’i, eşini savunması için tutar. Mahkemede gizli tanık olan Tanrı Zeus’a hakaret ettiği için Avukat Pliadis’e 24 yıl hapis cezası verilir. Simiroğlu ise 4 yıl hapis yatıp çıkar. Yanlı yargı o zaman da vardır ve şimdiki Ergenekon Davaları’nı, önceki Dreyfus davasını vb anımsatır yazar.

İSMAİL MENDERES IRMAĞI KIYISINDA
İsmail ile yeni sevgilisi Sema, İlhan ile sevgilisi Ayşegül tiyatroyu, sanatı severler. Sanatın insanları arındırdığına inanırlar ve iyi anlaşırlar. İsmail, ırmak boyunca yürüme kararını verdiğinde Sema’yla iyi görüşmektedir. Gençler, Gezi Parkı eylemlerine katılırlar, avukatlar da gençlerin davalarına bakarlar ve dayanışma içindedirler. Abant ve Heybeliada gezilerini de yapmışlardır. İsmail’in baba mesleğine olan ilgisi, ayakkabı koleksiyonu yapmasıyla kanıtlanır. Gençler, kalpler gibi eşyaların da belleği olduğunu düşünürler.
İsmail, Ankara’dan çıkıp Dinar’da Karakuyu bataklığına ulaşır. Üniversiteden arkadaşı Necati’yle yirmi yıl sonra, o yolda karşılaşması mucizedir. Necati’nin ailesi varlıklıdır, kalan malları satıp içki içerek yaşamını sürdürür. Felsefe ve psikoloji okur ama bitiremez. İsmail’e çıktığı bu yolda destek olur, onu cesaretlendirir. İsmail, kurduğu çadırda kalır geceleri, sivrisineklerle boğuşur, doğayı dinler.
Doğada, planlı bir saldırganlık ve bezdiricilik olmadığını anlayan İsmail, insanoğluna üzülür. Bu yolculukta arınır. Babasına aile içi olayları değerlendiren bir mektup yazar ama göndermez. Denize, suyun ucuna kavuşur ve huzur bulur. Arabasıyla Ankara’ya dönüp İlhan’la Ayşegül’ün kaldığı eve yerleşir.
Onlardan Sema’yla aralarını düzeltmeleri için yardım ister. İçinde diğer ırmakları da yürüme isteği uyanır. Ailesiyle aralarındaki mesafeyi kapatamayacağını anlar. Kendi içindeki düğümleri çözemez, Sema’yla vedalaşıp yine uzaklara gider.
Yazar Üstün Dökmen, “Menderes/Irmağın Gölgesi” romanında toplumdaki önemli bir sorunu irdeler. Bireyin dışlanmasını, bezdirilmesini, yabancılaştırılmasını ve bunun karşısında, kişinin çıkış yolunu arayışını soluklu bir biçimde anlatır. Günümüzdeki olayları tarihsel olaylarla buluşturarak bireyin arayışlarına ışık tutar.

Menderes/ Irmağın Gölgesi
Üstün Dökmen
Remzi Kitabevi
318 s.



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.