Kendi romanının kahramanı bir yalnız Orhan Veli

Şairin kısacık yaşamının yazılsa birkaç cilde sığacak oylumda bir roman olacağına kuşku yok. Çünkü Orhan Veli’nin hayatı bir roman olarak yazılmaya değer bir hayat gerçekten de. Orhan Veli büyük bir şair. Hayat hikayesi de büyük bir romans

Kendi romanının kahramanı bir yalnız Orhan Veli
18 Aralık 2015 Cuma 13:36

Mecit ünal
[email protected]

Yok, hayır, “beklenti” değil, “beklenti” olmamalı, “beklenti” olamaz!
Haluk Oral’ın “Bir Roman Kahramanı” adlı Orhan Veli kitabından sonra (YKY, Kasım 2015, İstanbul) bana öyle geliyor ki, Rumelihisarı sahilindeki o yontuda simgeleşen şey, “yalnızlık”…
Hemen kıyıdaki parkın içinde dalgın dalgın denizi seyreden Orhan Veli yontusunun şairin garipliğini vurgulayan ünlü şiirinden esinlenilerek oluşturulduğu açık da, nedense bana büyük bir “beklenti”yi imgeliyor gibi gelmiştir hep.
O şiir, “İstanbul Türküsü”, klasik müziğimizin modern eserlerinden biridir. Dikkatle bakıldığında yontusunun da “bir türkü tutturduğu” anlaşılabilir. Yine de Hisar’a bir daha gitmeli. Hemen yanı başına, çimlere oturup denize, eğer kaldıysa martılara bakmalı…
Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a yazdığı mektuplardan -bkz. Yalnız Seni Arıyorum/ Nahit Hanım’a Mektuplar, Orhan Veli, YKY, İstanbul, 2014- yola çıkarak yazdığım “Hiçbir şeyden çekmedi yoksulluktan çektiği kadar” başlıklı yazıda da değinmiştim yukarıda sözünü ettiğim hisse.
Şimdi bundan vazgeçip “yalnızlık” olarak betimlememin nedeni Haluk Oral’ın, Orhan Veli’nin hayatının bilinmeyen taraflarıyla ilgili yeni bilgileri –belgeler, şiirler, bazı mektuplar, bilinmeyen bir aşk ilişkisi- bulup çıkarması.
Orhan Veli, İstanbul’da geçirdiği hayatının son yıllarında büyük bir yalnızlık içindedir.

ŞAİRİN BİRKAÇ CİLDE SIĞACAK HAYATI
“Yazılsa hayatım roman olur” sözünü birçok kişiden duymuşuzdur. Yazılsa, gerçekten de herkesin hayatı bir roman olabilecek kadar zengindir çağımızda. Dram, trajedi, tutkular, yenilgiler, sırlar, yalnızlıklar…
Haluk Oral böyle bir düşünceden yola çıkarak mı Orhan Veli’yi “bir roman kahramanı” olarak nitelemiş bilemeyiz ama, şairin kısacık yaşamının -36 yıl!- yazılsa birkaç cilde sığacak oylumda bir roman olacağına kuşku yok. Çünkü gerçekten de Orhan Veli’nin hayatı bir roman olarak yazılmaya değer bir hayat. Bir şair –hem de en iyilerinden- olduğu kadar, hayatının büyük bir romans –dram, trajedi, aşklar ve aşk sırları, acılar, yoksulluk, büyük olanaksızlıklar- taşıyor olmasından. Belki ilerde bu romanı yazan biri çıkar. Böyle bir romanın yazılması yolunda çok önemli bir katkıda bulunuyor çünkü Haluk Oral, geniş bir çerçevenin yanında güvenilir bir de yol haritası oluşturuyor.

İÇ İÇE GEÇMİŞ BİRÇOK ROMAN
Oral’ın “Bir Roman Kahramanı Orhan Veli” adlı kitabıyla bize şimdiye kadar tanıdığımız Orhan Veli’den başka bir Orhan Veli’nin dünyasının kapılarını açtığını belirteyim hemen. Bu dünyada Orhan Veli kendi romanının başkişisidir, çevresinde yer alan diğer tüm kişiler de bu romanın diğer kişileri, ki her biri de kendi romanının başkişisidir aynı anda. Haluk Oral, Orhan Veli’yi çevresindeki kişilerin amorsundan bakarak anlatıyor. Anlattığı her kişi ve onun Orhan Veli ile ilişkisinin nevi, bize başka başka kapılar da aralıyor. Böylece, iç içe geçmiş birçok romandan söz edebiliriz sanırım.
Peki kimler var “Bir Roman Kahramanı”nın çevresinde?
Melih Cevdet Anday ile Oktay Rifat en başta olmak üzere, doğrudan sanat edebiyat dünyasının içinden, çevresinden ve dışından birçok kişi. Sonra Ercüment Behzat Lav geliyor, Tercüme Bürosu’ndan. Asker arkadaşları var arada. Ali Demircan ile Nemci Bingöl’ü Orhan Veli’nin onlara yazdığı mektuplardan tanıyoruz. Bu mektuplardan bir ara Adil Hanlı takma adının kaynağını da öğreniyoruz ki, Orhan Veli’nin askerliği sırasında Gelibolu köylerinde onarttığı çeşmeleri Haluk Oral çok aramış ancak bulamamıştır. Orhan Veli’yi tanıyan kişilerle tanışıyor ama. Eyuboğlu kardeşler; Sabahattin ve Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun özel ve önemli bir yerleri var Orhan Veli romanında. Erol Güney, Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Nahit Hanım, Mahmut Dikerdem, Bella, Fuat Ömer Keskinoğlu, Meziyet (Bölükbaşı), Muzaffer Hanım, Halim Şefik Güzelson… Her biri Orhan Veli romanının önemli ve vazgeçilmez bir bölümünü oluşturuyor, Orhan Veli’nin bilmediğimiz bir yönüne ışık tutuyorlar. Özellikle Meziyet! Şiirlere de yansıyan ve yıllar sonra bulunan bir mektupla ortaya çıkan bir aşk hikayesi.

ORHAN VELİ’NİN AŞK SIRLARI
Kimse hakkında ölmeden bir karara varılamaz diye bir söz var da, bu söz aslında “onu tanıyan en son kişi de ölmedikçe” ayracı içinde ele alınmalı. Çünkü, hatta bu durumda bile hiçbir şey kesin değildir, yıllar ve yıllar sonra ortaya çıkacak bir belge, bir mektup, bir fotoğraf vb. birçok şeyi, hatta her şeyi değiştirebilir… Haluk Oral’ın arkeolojik kazı yapar gibi sabırla bulup çıkardığı mektup ve Orhan Veli’nin ölümünden sonra çıkarılan ”Son Yaprak”ta sadece müsveddesi bulunup yayımlanabilen “Aşk Resmi Geçidi” şiiri bu sözümü haklı kılar nitelikte. “Son Yaprak”ın sahibi hanesinde Meziyet Hanım’ın adı yazılıdır. Meziyet Bölükbaşı, Orhan Veli’nin bu şiiri okuduktan sonra söylediği “Mabadı yok ya, neyse” sözüne atfen, “Son Yaprak”ın kendisindeki nüshasında şiirin altına “Mabadı var” notunu düşmüştür.

BAĞIMLILIK DİYEBİLECEĞİMİZ TUTKULAR
Nahit Hanım’a mektuplarında Orhan Veli, içinde bulunduğu yoksulluğun yanında sık sık da bir araya gelememekten yakınır. Bir araya gelememelerinin hayatlarından kaynaklanan zorunlulukları yanında -Nahit Hanım evlidir, Ankara’dadır, bir ara Edirne’ye tayin edilir, Orhan Veli İstanbul’dadır, işsizdir- parasızlıktan ileri gelen nedenleri de vardır. Orhan Veli parasızdır, iş arar bulamaz, gazetelerin ödediği “sefil ücret”ler yetmez ayağına ayakkabı, sırtına pardesü almaya. Posta pulu bulamaz, Nahit Hanım koyar mektuba. Umutlarını at yarışlarına, piyangoya bağlar, bu mektuplardaki “Bir Garip Orhan Veli”dir, Sarıyer’den İstanbul’a yürür Nahit Hanım’ın yolladığı mektupları postadan almaya.
Ama öte yandan, Nahit Hanım’ın kimi kuşkularında pek de haksız olmadığı ortaya koyan “sır”ları da vardır şairin; Nahit Hanım’ın dışında, o varken de hayatına giren kadınlar! Meziyet Hanım bunlardan biri. Belki de ölümüne neden olan krize yakalandığı evin sahibesi Muzaffer Hanım bir diğeri. Bunları Haluk Oral’ın yıllar süren araştırmalarıyla öğreniyoruz. Böyle şeylerle daha çok magazin ve dedikodu sevenlerin ilgileneceği muhakkak ise de, bunlar, Orhan Veli’nin şair kişiliğinin şimdiye kadar bilinenden çok daha belirgin hale gelmesine yarayacağı için önemli. Bana, Orhan Veli’nin tutku diyebileceğimiz bağımlılıklarıyla, bağımlılık diyebileceğimiz tutkuları -şiir, aşk, alkol, at yarışı- çok daha önemli görünüyor. Şiire olan tutkusunu “Garip Manifestosu”ndan ve şiirlerinden biliyoruz. Alkol bağımlılığı “rakı şişesinde balık olsam” dizesinden de anlaşılabiliyor yeterince. Yarışlardan beklediği elini birazcık genişletecek para umudu ise mektuplarda fazlasıyla var.

ŞARİB-ÜL LEYLİ VE-N NEHAR
Bunlardan alkol bağımlılığının çok daha önemle üzerinde durulması gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü bu salt Orhan Veli’yi genç yaşta elimizden alan bir bağımlılık değil. Hemen hemen şairlerimizin pek çoğunu kuşatıp ele geçiren bir bela! “Şarib-ül leyli ve-n Nehar/Gece gündüz içkili” sözünde cisimleşmiş ne çok şairimiz var yaşayan ve şimdi hayatta olmayan! Aydınlarımızın ekserisi de içmeyi, “rakı-balık” muhabbetini pek severler! Memleket meselelerini çözemedikçe çözümü alkolde arayan aydınlarımız, çözümü alkolde buldukça da hiçbir memleket meselesini çözemiyorlar.
Söze yekûn tutarsam, “Bir Roman Kahramanı” Orhan Veli üzerine şimdiye kadar yazılmış kitapların, çalışmaların en önemlilerinden biri. Haluk Oral’ın Orhan Veli’nin hayatına ışık tutan bu titiz çalışması için kendisine teşekkür etmeliyiz.

Bir Roman Kahramanı: Orhan Veli
Haluk Oral
Yapı Kredi Yayınları
300 s.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.