Kandır beni gerekirse

İnandırıcılık… Hayali bir dünya yazarken elimizdeki en etkili zamk... İster toprağın yedi kat altında yaşadığı iddia edilen canlılar ele alınsın, ister gözler önündekilerin aslında hiç de göründüğü gibi olmadığı… Havsalamızın almayacağı konular, bir sanat eseri içinde karşımıza çıkıverince, kendimizi o sonradan oluşturulmuş gerçekliğin içinde nefes alıyor buluruz. Sanatın gücü…

Kandır beni gerekirse
31 Ekim 2015 Cumartesi 15:01

Nurgül Ateş

İnandırıcılık… Hayali bir dünya yazarken elimizdeki en etkili zamk... İster toprağın yedi kat altında yaşadığı iddia edilen canlılar ele alınsın, ister gözler önündekilerin aslında hiç de göründüğü gibi olmadığı… Havsalamızın almayacağı konular, bir sanat eseri içinde karşımıza çıkıverince, kendimizi o sonradan oluşturulmuş gerçekliğin içinde nefes alıyor buluruz. Sanatın gücü…
Hayali bir dünya oluştururken, önümüze çıkan en büyük engel, yine kendi zihnimizdir. Hayran olunası zihnimizin ürettiği hayali dünyaların sınırlarını iyi çizemeyince, ortaya çıkan eser kendi içinde bir bütünlüğü, inandırıcılığı ve lezzeti olmaktan öte bir ses taşır. Eseri oluşturanın içindeki çocuk sesini: Bak neler düşünüyorum, ne kadar farklıyım değil mi diye soran sesi… Sevilme, takdir görme ihtiyacının baskın sesi, sanatın ruhuna üfler durur: eser de neymiş, onu oluşturana bak…
Mitoloji dersinde duyduğumuz ilk söz, mitolojide mantık yoktur olmuştu. Buruk bir gülümseyişle söylenmiş bu sözün, yılların yılgınlığından geldiği belliydi. Şaşmaz bir matematikle örülmüş kurgusal bir metin için, dönüp dönüp mitolojiye bakmalı… Hele ki cehennem tasvirlerine… Orada fazladan tek bir taşa rastlamazsınız ayağınıza çarpan… Başka bir deyişle, ayağınıza değen bir taş, belki unuttuğunuz bir tarihte ürküttüğünüz bir kuştan yadigârdır.

TOPHANE’DEN UZAYA KALKAN DOLMUŞLAR
Kahramanımız Nazlı, arkadaşının bir kakalağa dönüşmesi karşısında şaşkındır. Bir insanın bir kakalağa dönüştüğüne kim inanır demeyin. Bir gün sizin de bir arkadaşınız, bir kakalağa dönüşür ve gözlerini size dikerek fıtı fıtı konuşursa bu kitabı anımsar, üzülürsünüz.
Dönüşüm bizim için sürpriz değil mi diyorsunuz? Bazen sürpriz olmaması da başlı başına sürpriz değil midir?
Nazlı, babaannesinin evi ilaçlattığını görünce, bir koşu arkadaşını kurtarır ve tesadüf bu ya, o sırada bahçede bulunan bir entomologdan yardım ister. Kakalağının kurtarılması gerekmektedir! Derhal ilkyardım müdahalesi yapılır da zavallıcık hayata tutunur.
Çocuk aklı mı diyeceksiniz? Evin hanımının, aynada beliren bir cüceyle sohbet ettiğini düşünürsek… Cüce, büyükhanımdan zekât ve fitresini kendisine vermesini rica eder, Mars’a çalışmaya gidecektir de, yol parasını karşılamak için… Mars’a nasıl mı gidecek? Tophane’den uzaya kalkan dolmuşlar var ya canım… Büyükhanım da düşünür; börekler hazırlamalı, yanına koymalı… Yol uzun, burdan taa uzaya…
Nazlı Eray’ın “Bir Böcek Sevdim” isimli romanından… Devamını arka kapak yazısından okuyalım: Lağımlar Kralı Büyücü Fedor ve güzeller güzeli kızı Prenses Letitzia Kakka. Eğlenceli bir uzay yolculuğu, şaşırtan bir parti ve Marius’un sözleri. Mor pelerinli Bahçıvan Arif’in istekleri ve bir karatavuğun Nazlı’ya ettikleri…

ÜŞÜR ÇİZER BİLE
Hayali bir dünyanın kurgulayıcısı olmaktan daha zor bir şeymiş gibime gelir, onun çizeri olmak… Çocuk edebiyatında çizer, kimi zaman yazarla yan yana, bazen yazardan birkaç adım önde ilerler, metnin de elverdiği ölçüde elbette. Okul öncesi için hazırlanan metinlerde, yazılan öykülerde veya ilk okuma kitaplarında örneğin, çizerin yazardan çok önde olduğu örnekler vardır.
“Bir Böcek Sevdim”in çizeri Sedat Girgin’in de böyle hayranlık oluşturan çalışmaları vardır; öyküsünden ziyade çizimiyle değer kazanan kitaplarda adını okumak mümkündür. “Bir Böcek Sevdim”de Girgin, yazarın birkaç adım gerisinde durmayı tercih etmiş. Bu, saygı duyduğum bir tutum. Yine de insanda, Eray’ın rüzgârından üşüdüğü izlenimi uyandırıyor.

Bir Böcek Sevdim
Nazlı Eray
Doğan ve Egmont Yayıncılık
188 s. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.