Başka boyut mümkün mü

Avrupa’nın 150 yıllık matbaası Jongbloed BV tarafından Hollanda’da, bu baskılar için özel üretilen Indoprint kağıdı kullanılarak oluşturulmuş kitap, sayfa inceliği ustalıkla ayarlanarak, binlerce sayfalık bir kitabı bile cepte taşıyabilmeye olanak sağlıyor. Üstelik yazı karakterlerinin boyutları sıradan bir kitapla aynı büyüklükte yazılmış durumda. Kitaplar oldukça kaliteli bir cilt malzemesi ile hazırlanmış

Başka boyut mümkün mü
04 Aralık 2015 Cuma 14:22

Turgay Oğuz

Tarihsel bulgulara göre insanoğlunun ilk baskı denemeleri M.S. 593 yılına dayanmakta. Çinlilerin, tahta bloklar üstüne yapılmış kabartmalarla (tipo baskı) bir tür baskı yaptıkları bilinmektedir. Ağaç oyma tekniği kullanılarak yapılan ilk baskı çalışmasının üzerinden hemen hemen 1422 yıl geçmiş durumda. Tipo baskı, kabartma şekillerle yapılan bir baskı türüdür. Baskı yüzeyi mürekkebe batırıldıktan sonra, kağıda bastırılır. Böylece mürekkep, basınçla kağıda geçirilir. Tipo baskı, baskı işlemlerinin bilinen en eski tekniğidir.
Oldukça eskiye dayanan bu iletişim biçimi insanlık tarihinin gelişmesinde ve şekillenmesinde büyük önem taşımaktadır. Kayıtlara göre ilk gazete M.S. 700 yılında Pekin’de hazırlanmıştır. Tarih kitaplarının en popüler bilgilerinden biri olan modern anlamda matbaa, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden bir kaç yıl önce, Almanya’nın Mainz kentinde dünyaya gelen Johannes Gutenberg tarafından 1450 yılında kullanılmaya başlanmıştır.
Avrupa’da yaşanmaya başlanan bu olağan üstü gelişmeler Osmanlı İmparatorluğu’nun yeni başkenti İstanbul’da vücut bulmuş olsada, taşıdığı önemin farkına varılamaması nedeniyle topraklarımızı terk etmiştir.

İSTANBUL’DA BASILAN İLK KİTAP
Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk matbaası daha 1493 yılında, İbrahim Müteferrika’dan 234 yıl önce, İspanyol göçmeni David ve Samuel İbn Nahmias Kardeşler tarafından kuruldu. Yakup ben Asher’in “Arba’ah Turim” eseri 13 Aralık 1493’te basılarak İstanbul’da basılan ilk kitap olma ayrıcalığı taşımaktadır.
Gerekli saygınlığı gösteremediğimiz matbaa teknolojisinin, gönlünü alarak yeniden İstanbul’a kazandırılması için geçen 234 yıllık zamanda, Osmanlı İmparatorluğu; bilim, teknoloji ve gelişmişlik açısından ele alındığında artık dünya gücü olma becerisini kaybetmiş ve geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çoktan çıkmıştı.
1720 yılında Paris’e elçi olarak gönderilen Yirmisekiz Mehmed Çelebi yanında oğlu Mehmed Said Efendi’yi de götürmüştü. Yirmisekiz Mehmet Çelebi, sefaretnamesinde Fransa’ya yönelik çok önemli bilgileri verirken, oğlu da boş durmamış ve birçok yeniliğin Osmanlı İmparatorluğu’na taşınmasını sağlamıştır. Mehmet Sait Efendi Paris’te iken bir matbaaayı da ziyaret etmiş ve İstanbul’a dönüşünde bu konuda çalışmaya da karar vermişti. İbrahim Müteferrika, İstanbul dönüşü Mehmet Sait Efendi ile tanıştıktan sonra beraberce bir matbaa kurmak için çalışmalara başladılar.
Matbaanın açılmasına ancak dini olmayan eserler basmak şartı ile izin verildi ve Şeyhülislâm Abdullah Efendi’den dinle ilgili olmayan eserlerin basılabileceği yönünde bir fetva, III. Ahmet’ten de uygunluk fermanı aldılar. 16 Aralık 1727 tarihinde Darü’t-Tıbâati’l Amire adlı ilk yerli matbaa kurulmuş oldu. Yerli matbaamızın 1729’da basılan ilk kitabı “Vankulu Lügatı” oldu.
1727 yılında alınan bu geç kalınmış yenilikçi karar Osmanlı İmparatorluğu’nun kaderini değiştirememiş olsa da, aynı topraklarda kurulmuş olan ‘Modern Türkiye Cumhuriyeti’ için itici ve yapıcı bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet dönemi, bilginin kutsallığı ve bilginin aktarılması konusunda gösterdiği hassasiyetle, toplumsal olarak büyük bir sıçrama noktası oluşmasına zemin hazırlamıştır.
Bilim ve teknoloji alanındaki yeni gelişmeler baskı teknikleri konusunda da büyük gelişmeler kaydedilmesine yol açmıştır. 1904 yılında daha hızlı ve daha az maliyeti nedeniyle klasik pozlama sistemini kullanan “off-set baskı teknikleri” matbaa alanında kendine hatırı sayılır bir yer buldu. Bilgisayar sistemlerinin hızla gelişerek yaygınlaştığı 20. yüzyılda, CTP pozlama sistemine sahip olan “web off-set baskı teknikleri” önceki çağdaşının ardılı olarak günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.

FANTASTİK BİR DEVİNİM
1422 yıllık yazılı iletişim tarihi elbette masalsı hikayesine fantastik bir devinimle kaldığı yerden devam ediyor. Milenyum teknolojilerinin ve şu anda aktif kullanıcısı olduğumuz mobil iletişim çağına uygunluk göstermeye çalışan “yazılı iletişim”; “bilginin işlenerek yayımlanması ve yaygınlaştırılması” misyonu gereği, kendine android bir kimlik kazandırarak insanlara ulaşmaya devam ediyor.
Kitap ve insan ilişkisi duygusaldır. Mobil çağ insanları ile klasik çağ geleneklerinden gelen insanlar arasında bölünmeye yol açan günümüz teknolojileri, şu an kitapseverler için çoklu seçenek oluşturmakta. Dileyen insanın kağıt sayfalar arasında kaybolmaya, dileyen insanın dokunmatik ekranda parmakları ile vals yapmasına imkan tanımakta.
Tam bu noktada; basılı materyal, dijital materyal tartışması süre dursun, “Başka bir dünya mümkün mü!” sorusuna yeni bir boyut kazandıran sıradışı bir gelişme yaşanıyor.
İstanbul Kitap Fuarı 8 Kasım Cumartesi günü 33. kez kapılarını TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde kitapseverlere açtı. 33. İstanbul Kitap Fuarı’nın şüphesiz bu yıl dikkat çeken en ilginç gelişmesi Can Yayınları standında yaşandı. Geleneksel baskı yöntemlerinin dışına çıkılarak hazırlanmış bu yeni projenin adı ‘Minikitap’.
Çeşitli yayınevleri tarafından yazı puntolarının düşürülerek ‘Cep Kitapları’ başlığı ile pazara sunulan, isim benzerliğinin dışında neredeyse ortak yanı olmayan yeni bir baskı formatı ve baskı tipi olan ‘Minikitap’, kitapseverler arasında heyecan yaratmış ve Türkiye’de format hakları Can Yayınları tarafından satın alınmış durumda.

BİNLERCE SAYFALIK BİR KİTAP CEBİMİZDE
“Şeker Portakalı”, “Simyacı”, “Dava”, “İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar”, “1984” ve “Zorba” gibi edebiyat dünyasının seçkin yapıtları ile başlangıç yapan serinin, çok kısa süre içinde geniş bir yayın yelpazesine sahip olacağı yayıncı firma tarafından duyuruldu.
Basılı kitapları incelemeden önce aklımda oluşan sorulara cevap aradım. Kitaplar tam metin olarak mı basılmıştı? Çünkü daha önce okumuş olduğum kitaplar hacim olarak bu boyuta indirgenemezdi. Bu konuda daha önce okuduğum kitaplardan birini incelediğimde oldukça şaşırdığımı söylemeliyim. Çünkü kitap tam metni içeriyordu. Avrupa’nın 150 yıllık matbaası Jongbloed BV tarafından Hollanda’da, bu baskılar için özel üretilen Indoprint kağıdı kullanılarak oluşturulmuş kitap, sayfa inceliği ustalıkla ayarlanarak, binlerce sayfalık bir kitabı bile cepte taşıyabilmeye olanak sağlıyor. Üstelik yazı karakterlerinin boyutları sıradan bir kitapla aynı büyüklükte yazılmış durumda. Kitaplar oldukça kaliteli bir cilt malzemesi ile hazırlanmış. Dikkat çeken bir başka durum ise yazıların alışık olduğumuz düzen yerine 90 derecelik yatay bir açı ile hazırlanarak metropol yaşantısı içinde sürekli ayakta seyahat eden kitapseverlere okuma kolaylığı sağlıyor olması.
Genel yayıncılık anlayışı içerisinde takındığı kalite çizgisini korumakta başarılı bulduğum Can Yayınları’nın, yeni bir soluk getirme anlayışını olumlu buluyor ve destekliyorum.





İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.