Aydın’da efe, Paris’te bebe!


Mustafa Mutlu

Mustafa Mutlu

Okunma 18 Ocak 2015, 05:39

Başbakan, karikatür dergisine yapılan saldırıdan sonra Paris’e gidip elli ülkenin devlet ve siyaset adamlarıyla birlikte “Cumhuriyet Yürüyüşü”ne katıldı da taziyeleri kabul eden Fransa Cumhurbaşkanı onun yüzüne bile bakmadı ya... Aydınlı TGB’liler buna dikkat çekmek istemiş ve dün partisinin il kongresine katılmak üzere kentlerine gelen Başbakan’ı, “Aydın’da efe, Paris’te bebe” pankartıyla karşılamış...

Polis, Aydın-Denizli Karayolu’ndaki bir üst geçide bu sözlerin yer aldığı pankartı astıkları öne sürülen gençleri gözaltına almış...

***

Bugüne kadar Türkiye Gençlik Birliği’nin yaptığı her eylemi savundum.

Avuçlarım patlayıncaya kadar alkışladım.

Kusura bakmasınlar ama bu sefer onlara katılmıyorum.

Sırf “kafiye” yapmak uğruna, bebeklerin günahlarına girmişler!

Bebekler ve deliler; dünyadaki en masum insanlardır sevgili gençler.

Siz, siz olun, “komşularla sıfır sorun” diye oturduğu koltuktan, Libya’yı emperyalistlere teslim ederek, Suriye’yi kana bulayan uygulamalara imza atarak kalkan bir siyasetçiyi asla ne bebeklere, ne de delilere benzetin...

***

Bebeğin parmaklarının arasında da olsa annesinin saç teli olur gençler...

“Bebek” dediğiniz kişinin ise ellerinde on binlerce bebeğin, çocuğun, gencin, yaşlının, kadının ve erkeğin saçı var, hayatı var, gözyaşı var!

Hiçbir bebek birisine yaranmak için, yakınlarına zarar vermez...

Sizin “bebek” dediğiniz adam ya da adamlar ise ABD’nin sözünün dışına çıkmamak için, birkaç gün önceye kadar “kardeşim” dedikleri Suriye Devlet Başkanı’nı resmen sırtından vurdu.

Yerlere göklere sığdıramadıkları Kaddafi’nin öldürülmesi için, dünyalı katillere destek verdi...

Gezi’de, azıcık protesto edilmeye tahammül edemedikleri için çocuklarımızın ölümüne neden oldu!

***

Aranızda yazıyla ilgilenenler varsa; duymuşlardır...

Uzun yazı, kolay yazılır çocuklar; zor olan kısa yazmaktır.

Hele hele “slogan üretmek” en zorudur.

Slogan dediğin şey yaratıcı olacak...

Çarpıcı olacak, doğru olacak...

Mesajı eksik vermeyecek, akılda kalacak...

Benden size abi tavsiyesi:

Uğruna “gözaltına alınmayı” bile göze aldığınız bu tür sloganları üretirken biraz daha fazla düşünün!

Sizin sadece “kafiye” uğruna ya da “çaresiz görünümünden dolayı” bebeğe benzettiğiniz o adam ve o adamlar var ya...

Asla bebek olamazlar!

Hepinizi yanaklarınızdan öperim.

Benim “bebek” kadar masum ve güzel kardeşlerim.

ANSİKLOPEDİ!

Batman’da yayınlanan Yön Gazetesi’ni hazırlayan arkadaşlar, iktidar baskısından ve bir buçuk ayda açılan 40 davadan o kadar bunalmış ki 22 Aralık’tan bu yana sadece yemek tarifi yayınlıyorlarmış!

Tarifini yayınladıkları yemeklerden ve tatlılardan bazıları şunlar:

Vezir parmağı, vali kebabı, kol böreği, züveydiz, mumbar dolması, oturtma...

İyi de sevgili kardeşler davalardan bunalıp yemek tarifi vermek çareyse... Bizim hakkımızda açılan davalar, binlerle ölçülüyor!

Bu durumda Aydınlık olarak biz, “Sekiz Ciltlik Yemek Ansiklopedisi”ne mi dönüşelim?

GÜNÜN SORUSU

Erdoğan, “Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığı arasında istişare eksikliği var. Bu nedenle başkanlık sistemine geçmemiz gerekli” demiş...

İyi de sen, kendi atadığın adamla konuşup anlaşamıyorsun diye koca bir devletin yönetim sisteminin değiştirilmesini istemen saçma değil mi?

HUBER İŞGALİNİN NEDENİ ORGANİK TARIM MI? (77)

Hafta içinde Hüyrünnisa Gül’ün Huber’de “organik tarım” yaptığını, bu yüzden cumhurbaşkanlığı makamına ait bu Köşk’ü çok sevdiğini söylemiştim. Sonra da eklemiştim:

“Kim bilir Gül ailesi belki de bu yüzden Huber’i bırakamıyordur!”

Bazı okurlardan yanıt geldi:

“Abartıyorsun Mustafa... Huber’de organik tarım yapıyacak yer mi var?”

Abartmıyorum... Yukarıdaki fotoğraf, Huber’in bahçesinde çekilmiş...

Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’nın “Köşk Bahçeleri” başlıklı çalışmasına göre, İstanbul’daki Huber Köşkü’nün bahçesindeki 326  metrekarelik seranın bir bölümünde, organik sebze ve meyve yetiştiriliyor.

Bunları da elbette Gül ve ailesi yiyor!

Herhalde biraz da Recep Tayyip Bey’e ve Emine Hanım’a gönderiyorlardır!

***

Gül ailesinin bu içler acıtan işgale son vermesi için tam 77 yazı yazdım; ciddiye almadılar...

Onların Huber sevdasının nedeni elbette sadece organik tarım yapıyor olmaları değil...

Bir de “havuz alışkanlığı” var mesela...

Onu da artık başka bir yazıda anlatırım.

Nasıl olsa bu Huber işi 1001 Gece Masalları’na döndü!

GÜNÜN İSYANI

Yurtsever gazeteci, siyasetçi, hukukçu ve bilim insanlarının tutuklanması üzerine yedi yıl önce başlattığım “siyah gömlek” eylemini, nihayet önceki gece Ulusal Kanal’da yayınlanan Kral Çıplak’ta bitirdim. İsyanım kendime:

İyi de bu ülkede baskının ve zulmün biteceğine neden bir türlü inanamıyorum?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.